AYET VE HADİSLERLE HELAL LOKMA

E-120 KARMİN BOYA MADDESİNİN KULLANIMININ FIKHÎ HÜKMÜ

 

Karmin boya maddesinin etrafında yoğunlaşan sorular üzerine Fıkıh hocalarımızdan Fatih KALENDER Hocamızın gözetiminde öğrencisi Mücahid Mustafa Karakuş’un bu konu ile alakalı çalışmasını yayınlıyoruz.

Gıda sektöründe satışları artırıcı bir etken olması hasebi ile üreticiler tarafından yiyecekleri güzel bir renk kıvamında üretmek talep edile gelen bir faktör olmuştur. Bu yüzden işlenmiş gıda ürünlerinde renklendirici kullanmak aşağı yukarı birkaç asıra dayanmaktadır.
Araştırmalar neticesinde tarihte karşımıza ilk çıkan gıda renklendiricisi ise kaktüsler üzerinde yapışmış bir halde yaşayan asalak böcek türü olan Cochineal(Koşnil)’den elde edilen Karmin’dir. Zira koşnil son derece saf bir kırmızı renkli sıvıya sahip olan böcek türüdür.

Koşnil böceği, ilk olarak Orta ve Kuzey Amerika’daki Aztek ve Maya aşiretleri tarafından birtakım eşyaları boyamak için boya olarak kullanılmıştır. Koşnil, altın ile kıyaslanabilecek kadar değerli ticarî bir maldı. Şehirler koşnil böceklerini toplar, devlete gönderirler ve böylece imparatorluğun yıllık gelirine katkıda bulunurlardı. Sonradan Orta Amerika’ya hâkim olan İspanyollar koşnilden elde edilen boyanın değerli olduğunu fark edince, Avrupa’da o zaman kullanımı yaygın olan boyalardan daha iyi bir boya üretmeye başladılar.

Üretilen bu boya Avrupa’da diğerlerine kıyasla daha çok popüler oldu ve genel olarak kozmetik, tekstil sanayiinde ve az miktarda gıdalarda kullanılmaya başlandı. Romalı Katolik Kardinallerin elbiseleri koşnil ile boyanır, aynı zamanda İngiliz askerlerinin ceketleri de bu boya ile boyatılırdı. Neticede Koşnil, Londra ve Amsterdam Ticari Mal Değiştirme Merkezi’nde düzenli olarak ticareti yapılan ve fiyatı yüksek olan bir ürün halini aldı. Böyle olmasına rağmen birçok Avrupalı onun nerden geldiğini bilmiyordu.

19. yüzyılda, böceklerin Kanarya Adaları tarafından ithal edilmeye başlanması ve büyük oranlarda üretiminin yapılmasıyla Meksika’nın tekeli sona ermiş oldu. 1868ʹde Kanarya Adalarının altı milyon pound ağırlığında koşnil ihraç ettiği kayıtlara geçmiştir.

Alizarin koyu kırmızı boyasının ve 19. yüzyılın ortasında Avrupa’da gıda ve tekstil için birçok yapay boyanın üretilmesi sonucu koşnil boyasına talep hızla azaldı. Fakat birçok üretici ve tüketicinin sentetik boyalar yerine doğal boyaları tercih etmesi sonucu, son yıllarda koşnilden elde edilen boya ticareti yönünden tekrar değer kazandı. Bugün de E120 koduyla doğal renklendirici olarak elde edilmeye ve birçok işlenmiş gıda ürünlerinde kullanılmaya devam ediyor.

Konumuz olan böceğin inceleyeceğimiz tarafı da kendisinden türlü türlü yöntemlerle elde edilen boyanın gıda ürünlerine katılmasına dinen cevazın bulunup bulunmadığıdır.

Öncelikli olarak inceleyeceğimiz ilk husus; genel manada “Haşerat” cinsi varlıkların temizliği veya necasetliğinin hangi esasa göre belirleneceği ve elde edilen sonuç itibarıyla yenilip yenilemeyeceğine dair sabit olacak hükmün tespitidir.

Hanefi ve Şafii Mezhebine Göre

Ahkâm cihetinden hayvanlar denizde ve karada yaşayanlar olarak ikiye ayrılır.

Denizde yaşayanlar: Hanefi mezhebince kendisine balık denilenlerin dışındakiler yenilmez.

Karada yaşayanlar ise kendi aralarında üç kısma ayrılır:

1 – Kanı olmayanlar ki bunlar sinek, çekirge, örümcek vb.

2 – Akıcı kana sahip olmayanlar. Bunlar da sair haşeratın çoğunluğu, yılan ve bunların benzerleridir.

3 – Akıcı kana sahip olanlar.

İlk iki kısmın altında bulunan hayvanlardan çekirge hariç diğerlerinin yenilmeyeceği hususunda Hanefi mezhebinde ittifak(görüş birliği) vardır. Ancak Şafiler çekirgenin yanı sıra kertenkele yemenin de mubah olmasından söz etmişlerdir.

Müstesna olanlar yani çekirge ve kertenkele dışındaki haşeratı yemenin haram olma sebebi; bu hayvanların zikredeceğimiz ayette geçen habisler(pis olanlar)den olmalarıdır. Zira Mevla Teâla şöyle buyurmuştur:

…وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ…

“…temiz ve hoş şeyleri onlara helâl, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar…”

Ancak diğer mezheplerde haşeratı yemenin mubah olduğu ile hükmedenler ise, delil olarak şu ayet-i kerimeye dayanmışlardır:

قُلْ لَا أَجِدُ فِي مَا أُوحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُ إِلَّا أَنْ يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنْزِيرٍ فَإِنَّهُ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

“De ki: “Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz eti -ki bu gerçekten pistir- yahut Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)” Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.”

Hanefi ve Şafii âlimleri ise bu ayetin İslam’ın ilk döneminde inmiş olduğunu ve sonradan gelen haram kılıcı ayetlerin onu nesh ettiğini vurgulamışlardır.

Netice olarak koşnil böceğinin yenilmesi veya gıdalar içerisine konulan katkı maddesi olarak kullanılması Hanefi ve Şafii mezhebince caiz görülmemiştir. Buna bağlı olarak ta gıda sektöründe alım ve satımı da caiz değildir.

Şunu da yeri gelmişken belirtelim. Hanefi mezhebinin son dönem âlimlerinden İbn-i Abidin(Rahimehullah) Reddu’l-Muhtar isimli eserinde kırmız böcek namıyla bahsettiği böceği sadece elbise gibi eşyaları boyamak için kullanmaya cevaz vermiştir. Bununla beraber böceğin yenilmez olduğunu açıkça ifade etmiştir. Dolayısıyla mezkur kitapta geçen ibarenin konumuzla yani koşnilin yiyecek ürünlerinde kullanılmasıyla bir alakası yoktur.

Maliki Mezhebine Göre

Haşeratın yenilmesi hakkında mezhepte iki görüş vardır:

1 – Ölümü tezkiye yoluyla olsun veya olmasın haramdır. Bu görüşü İbn-i Urafe ve Karâfi gibi Maliki âlimleri benimsemiş olsa da mezhebin ekserisi bunu kabul etmemiştir.

2 – Tezkiye ile öldürülen haşeratın yenilmesi mubahtır. Mezhepte kabul edilen görüşte budur.

Maliki uleması haşeratın tezkiyesinin nasıl yapılacağı hususunda farklı görüşler beyan etseler de, rivayetler iyice tetkik edildiğinde tezkiyeyi yapma şeklindeki ihtilafın fazilet hususunda olduğu anlaşılır. Zira her ne şekilde tezkiye edilirse edilsin(öldürülmesi hangi şekilde olursa olsun) şayet besmele ve niyet edilerek yapıldıysa yenileceğinde ittifak(görüş birliği) vardır.

Netice olarak koşnil böceğinin gıda maddelerinde renklendirici olarak kullanımı Maliki mezhebine göre böceğin öldürülme esnasında niyet ve besmelenin bulunmasıyla mubah olabilir. Bunlardan biri bulunmadığı takdirde bu böceğin Maliki mezhebince yenilmesi ve yiyecek maddelerinde kullanılması caiz olmayacaktır.

Hanbelî Mezhebine Göre

Hanbelî mezhebinde bir hayvanın -hakkında kesin delil olanlar müstesna- temiz veya necis olabilmesinde belirleyici etken vücudunda kan olup olmamasıdır.

Hanbelî fakihlerinden İbn-i Teymiye, canlıların temiz ve necis olması sadedinde, eserlerinde şu taksimi kaydetmiştir.

Canlılar iki kısımdır:

a)Akıcı kana sahip olmayan canlılar
b)Akıcı kana sahip olan canlılar
Hanbelî fakihleri akıcı kana sahip olmayan hayvanların, canlı veya ölülerinin temizliğiyle hükmetmişlerdir.

Mezkur hükme, sebep olarak yaptıkları izahlarda; ölü bir canlının necis/pis olmasına tek sebebin bedeninde bulunan kanın katılaşıp hapsolması olduğu ve buna bağlı olarak akıcı kana sahip olmayan canlıların necis olamayacağını ifade etmişlerdir.

Allame Şenkıtî’de “Zadü’l- Müstakni” şerhinde mezkûr bilgileri Hanbelî fakihlerine isnat etmiş ve görüş sahipleri adına buraya ilaveten; canlı bir hayvanın kesilip tezkiye edilmesi akabinde temiz olacağı ile hükmedildiğini dillendirmiş ve ifade edilen görüşün şer’î hükümler çerçevesinde değerlendirilerek verildiğini vurgulamıştır.

(İslam Fıkhı yönüyle incelemesini yaptığımız Koşnil’in, anatomik araştırmalar neticesinde vücudundan elde edilen sıvının kan olmamasından dolayı İbn-i Teymiye’nin eserinde kaydettiği taksimin konumuz dâhilinde olmayan bölümüne değinmiyoruz.)

Konumuz kapsamında Ebu Muhammed İbn Kudame, “el-Kafi” isimli eserinde farklı bir sınıflandırmaya giderek hususları ifade etmiş ve delil olarak Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’den nakledilen “sizden birisinin kabına sinek düştüğünde sineği kaba batırsın. Zira onun bir kanadında hastalık diğer kanadında o hastalığın şifası vardır” hadisini kaydetmiştir.

Muhammed Süleyman Eşkar, “el-Mücella fi’l- Fıkhi’l- Hanbeli” isimli eserinde “Necis canlılar” konusunu işlerken bunlardan istisna mahiyetinde akıcı kana sahip olmayan canlıları zikretmiş ve bunların temiz olduğunu söylemiştir. Yapılan nakiller neticesinde görüldüğü gibi akıcı kana sahip olmayan hayvanlar tahirdir yani temizdir.

Ebu’l- Ferec İbn-i Kudame, “Şerhü’l- Kebir” İsimli eserinde “eti yenilmeyen canlılar” başlığı altında, akıcı kana sahip olmayan canlıların her cüzüyle temiz olduğunu ve buna rağmen yenilmeyeceğini açıkça ifade etmiştir.

Ayrıca “el-Vazıh fi Fıkhi’l-İmam Ahmet” isimli eserde, konumuz dâhilinde akıcı kana sahip olmayan canlılara örnek olarak verilen bazı hayvanların ismi açıkça kaydedilmiş ve kendilerini yemenin caiz olmadığı ifade edilmiştir.

Şenkıtı, “Zadü’l- Müstekni” şerhinde yiyeceklerden türeyen kurtların dışındaki bütün haşaratı yemenin haram olduğunu ifade etmiş ve illet olarak da Müslüman toplumun böyle bir canlıyı habis olarak değerlendirdiğini dile getirmiştir.

İbn Kudame ise “Şerhü’l- Kebir”inde “ يحل لهم الطيبات ويحرم عليهم الخبائث” ayetini delil göstererek hicaz ehlinin temiz gördüğü haşaratın yenilebileceğini, habis gördüklerinin ise yenilemeyeceğini ifade etmiştir.

Mezkur nakillerden de anlaşıldığı üzere Haşarat cinsi olan canlıların yenilmesi haramdır. Koşnil böceği ise temiz olmakla birlikte, yenilmesi ve satılması Hanbeli mezhebinde caiz görülmemiştir.

Allame İbn-i Kudame Haşerat cinsi canlıların satışında bir fayda görülemeyeceğinden dolayı satışının haram olduğunu ifade etmiştir.

Şenkıtî de aynı görüşü “Zadü’l- Mustekni” şerhinde kayda almıştır.

Sonuç olarak ifade edecek olursak konu edindiğimiz böceğin Hanefi ve Şafii mezhebinde bizzat yenilmesi veya yiyecek ürünlerinde katkı maddesi olarak kullanılması caiz olmamakla beraber gıda sektöründe alım-satımı da caiz değildir. Maliki mezhebinde ise şayet böceğin öldürülmesi İslami usulle yani niyet ve besmele ile olursa caiz. Aksi takdirde caiz değildir. Hanbeli mezhebi ise böceğin yenilmesi ve satılması hususunda Hanefi ve Şafii mezhebi ile aynı görüşü yani caiz olmayacağını benimsemiştir.

Her şeyin en doğrusunu bilen yalnızca Allah Teâlâ’dır.

HELAL HARAM ÇİZGİSİNE NE KADAR DUYARLIYIZ?


Yüce Rabbimiz, âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Artık Allah’ın size helâl ve tayyib olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin..”(Nahl,114) 

Peygamber Efendimiz (s.a.s) de, okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Helâl de bellidir, haram da bellidir. İkisinin arasında birtakım şüpheli hususlar vardır ki insanların çoğu bunları bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve haysiyetini korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur…”( Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi) 

Yüce Rabbimiz, insanı en değerli varlık olarak yaratmıştır. Tertemiz fıtratını korumak ve ebedi kurtuluşa ulaşmasını sağlamak için ona bazı sınırlar çizmiştir. Hayatımız boyunca riayet etmemiz gereken bu sınırlara helal ve haram diyoruz.

Helal ve Tayyib, yaratılışın gaye ve hikmetine uygun olan güzelliklerdir. Haram ise, mükerrem olarak yaratılan insanın onur ve haysiyetini zedeleyen, ona zarar veren çirkinliklerdir. Helal ve Tayyib, Allah’ın rızasına uygun söz, tutum, yeme içme ve hayatı ihata eden her türlü eylem ve davranışlardır. Haram ise Rabbimizin gazabına ve insanların kınamasına neden olacak her türlü eylem ve davranışlardır.

Devamını Oku

KURBAN BAYRAMINI KURBAN BAYRAMI GİBİ YAŞAMAK.

“Allahu ekber Allahu ekber. La ilahe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillah’il hamd.”

TERÖR ACILARININ YOĞUN YAŞANDIĞI ÜZÜNTÜLÜ BİR ZAMAN DİLİMİNDE, BIR KURBAN BAYRAMINI DAHA TEKBİRLERLE İDRAK EDİYORUZ. BU BAYRAMIN ÖNCELİKLE SIZLERE BIZLERE MİLLETİMİZE,TÜM MÜSLÜMANLARA VE DE INSANLIĞA HAYIRLAR GETİRMESİNİ YÜCE ALLAH’TAN DİLİYORUZ. BU GÜNLERE ERİŞTİREN RABBİMİZE MAHLUKATI SAYISINCA HAMD-Ü SENALAR EDİYORUZ.

“Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” HAC SÛRESİ(36)
Devamını Oku

ÇOCUKLARINIZI YARIN PİŞMAN OLACAĞINIZ YEME İÇME ALIŞKANLIKLARINDAN KORUYUNUZ.

Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bakî kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, ümid yönünden de daha hayırlıdır. (Kehf.46)

Çocuklarınız gözünüzün önünde Marketten cicili bicili anbalajların içindeki patetes, mısır cipslerini alıp atıştırıyor mu?

Acıkınca hemen sandoviç arasına rastgele sucuk,salam, sosis veya pastırma koyarak hapur hupur yemesine ses çıkarmıyormuyuz?

Pastaymış, yumuşak şekermiş, çikulataymış, sakızmış, dondurmaymış, pizzaymış… bu gibi ürünleri hiçbir reaksiyon göstermeden tüketmesine izin veriyormuyuz?

Hararetlendiği bir sırada cola içmesine, gazoz içmesine, enerji içeceğine izin veriyormuyuz?

Dikkat! Bu gıdalar için bilmeniz gereken husus; bu gıdaların üretiminde sağlığa zararlı veya dini inancımızda izin verilmeyen maddeleri içerebildiği gerçeğidir.

Global bir dünyada yaşıyoruz. Ülkeler ve kentler birer köy mesabesine geldi. Çin’de üretilen bir ürün ertesi gün dünyanın pek çok ülkesinin marketlerinde bulunabiliyor. Birçok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de çocuklarımıza, misafirlerimize şekerler, tatlılar, çeşitli gıdalar alıyoruz. Bu pazarlarda ise büyük ve tanınmış firmalar da yer alıyor. Avrupa’dan, Çin’den, Brezilya’dan ithal edilmiş yiyecek türü ürün ithalatı yıllardır bütün hızı ile devam ediyor.
Devamını Oku

YEDİKLERİMİZ HELAL Mİ DEĞİL Mİ??

“Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah’ın adı anılmış olan şeylerden yiyin”(En-am:118)
“Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak Allah’ın yolundan çıkmaktır.”(En-am:121)

DİKKAT!
*Bulunduğunuz mahalde Allahın adıyla kesilmeyen bir et ürünü yiyebilirsiniz
*domuz enzimleri enjekte edilmiş tavuk fileto yemiş olabilirsiniz
*Şeriat kurallarına göre üretilmeyen bir şey yiyebilirsiniz
*Helal ve haram maddelerin karışımlarıyla karşılaşabilirsiniz
*Çapraz bulaşmaya uğramış gıda maddelerini tüketebilirsiniz
*GDO’lu maddelerin karıştırıldığı ürünleri tüketmiş olabilirsiniz
*Boğulmuş veya ölene kadar kaynatılmış kümes hayvanlarını yemek zorunda kalabilirsiniz
*Hatta belki elektrik verilerek yada gazla öldürülmüş ithal karkası tüketiyor olabilirsiniz….
BU KONUDA NE YAPALIM???

HDM nedir?
Devamını Oku

TESETTÜR OLMAZSA OLMAZ, BİZİM İMANİ BİR MESELEMİZDİR….

tesettury“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) başları dahil, bedenlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Ahzap.59)

Müslümanlar olarak bizim yaşam tarzımızın olmazsa olmaz imani şartlarından biri de erkek ve kadının uymak zorunda olduğu TESETTÜR’dür. Nasıl ki erkekler, erkek ve kadının yanında en az vücudunun göbek ve diz kapağı arasında kalan kısmını güzelce setr etmek, örtmek zorunda ise; kadınlar da namahremlerinin yanında yüz hariç saçlarından vücudlarının kol ve ayak bileklerine kadar olan kısmını setr etmekle, örtmekle mükelleftirler.

Devamını Oku

HELAL VE TAYYİB KOZMETİK ÜRÜNLERDE HANIM FARKI

Müslüman bir toplum olarak, bir ürünün helal ve tayyib olması çok önemlidir. Naturalive firmanatura1 üreticisi Kudret Livaoğlu bu konuda hassasiyet gösteren üreticilerden biridir. Naturalive firması kurulduğundan itibaren doğal hem de helal kriterlerine göre ürettiği ürünlerini GİMDES tarafından da sertifikalandırarak üretim sistemini onaylatmıştır.

Kimya Yüksek Mühendisi Kudret Livaoğlu 2007 yılında yayımlanan ‘Sağlıklı Hayat’ isimli kitabının ardından ilk etapta ‘sadece’ kendisi için geliştirdiği doğal kozmetik ve temizlik ürünlerini tek tek piyasaya sürüyor.Şuan hayatınızı kolaylaştıracak 40 farklı doğal ve helal ürüne ulaştılar.

Devamını Oku

KALPLERİ YUMUŞATAN HELAL YEMEK

Fatma Toksoyhelallokma1

Kızgın Güneş Altında Kamçılanan Kamçılandıkça Özgürleşen Bir Takva Ehli İmam:

İmam Hanbel – Ahmed B. Hanbel

Yiğitlik

İmam Hanbel, Mihne döneminde nefsin arzularını bir kenara atıp, o işkencenin içinde bile yine oruç tutmuştur. Ahmed b. Hanbel’e sordular: “Yiğitlik nedir?” Cevap verdi büyük imam: “Yiğitlik, Allah korkusundan nefsin arzularını bırakmaktır. Allah korkusundan dolayı, nefsin arzularını yapmamaktır” Sizce bizler bu görüşe göre YİĞİT miyiz? Devamını Oku

HELAL LOKMA

Nejla  Baş  /  Gıda Mühendisi

“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helal olanlarından yiyin. Şayet ancak Allâh’a kulluk ediyorsanız O’na      halalfoodşükredin.” (Bakara, 172)

Hazret-i Peygamber Hazret-i Ali’ye hitaben şöyle buyurmuştur:
“Ya Ali! Kâfir bile olsa komşuna ikrâm et, kâfir de olsa misafirine ikrâm et, anne babana kâfir de olsa ikrâm et, dilencileri kafir de olsalar reddetme. Şüpheli şeyleri yiyenin dini örtülü, kalbi kara olur. Haram yiyenin kalbi ölür. Dîni köhne, yakîni zayıf, duası perdelenmiş olur, ibadeti azalır.”
Ebû Hureyre’den rivâyete göre, Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

Devamını Oku