MODERNİTE VE HELAL MUTFAĞIMIZ

Cüzi İrade

Münevver BİTİGEN
Hayat Rabbimizin bize sunduğu bir hediyedir.
Bu hediyenin kullanım hakkı bize ait olmakla birlikte Rabbimiz hediye ettiği ömrü bereketlendirmek ve bereketin getirdiği haseneler ile de bizi cennetle ödüllendirmek ister.
Hayatı bize hediye eder.
Hediyenin kullanım hakkını cüz-i irademize bırakır.
Cüz-i irademizle bize sunulan hayatı şayet Kuran ve Sünnet çizgisinde yaşarsak CENNETLE müjdelenenlerden oluruz.
Cüz-i iradeye sahip olan insan Külli iradenin belirlediği çizgiler ve sınırlardan hareketle yola çıkarsa “teslim olanlardan” olur.
Külli iradenin sınırları ve çizgileri bizi cennete yolcu eder.
Külli iradenin sınırların ve çizgilerin zorlayan her durum aslında bizi modern yaşamla tanıştırır.
Ne demek şimdi bu der isek ;
Külli iradenin sınır ve çizgilerini “gerici hayat” olarak tanıtan “modern” yaşamdır.
Yaşadığımız zamanın bize sunduğu imkânları ise “modern” olarak adlandırır
Ve bu adlandırmanın sunduğu tüm yaşam biçimlerini bir dayatma olarak bize sunar.
Bizim için Külli iradenin sınır ve çizgileri yaşam tarzımız ise zamanın imkânlarını hayatımızda nasıl kullanacağımız bizim cüz-irademizle alacağımız kararlara bağlıdır.
Modernin sundukları avantaj da olabilir. Devamını Oku

MUTFAĞI MATBAH’A ÇEVİRMEK

Hamit Akçay / Biyolog – GİMDES Bilim Kurulu Üyesi
Pek çokları için bu başlık tuhaf yahut romantik gelebilir. Çünkü bizim neslimiz bir çok meseleyi önce rasyonel boyutu ile öğrendi/idrak etti. İslami meseleleri ideoloji gibi algılayıp kimliğin bir parçası olarak sunan İslamcı çevreler/kişiler çoğunlukla tepkisellikten ve yüzeysellikten kurtulamadı. Helal gıda konusunu da ilk algılayışımız modern üretim tekniklerinin yiyecekleri ifsat eden katkı maddelerinin farkına varmamızla olması konunun daha çok fıkhi boyutunun anlaşılması ve ön planda olmasına neden olmuştur. Öte yandan rasyonelite ile mefluç olmuş zihinlerimiz varlığı bütün yönleri ve tabiatı ile anlamamızın önünde engel olarak dikilivermiştir. Çok sonraları helal lokmanın doğru düşünce ve idrak’ın irfan ve izanın da kapısı olduğunu fark edivermişiz. Bu gün hala temiz ve helal beslenmenin ruhi tesirleri hakkında çok az şey biliyor ve konuşuyoruz. Oysa psikiyatri ile alakadar mümin akademisyenlerin konuya vakıf olup söyleyecekleri ne kadar çok şey olmalı. Hangi besin çeşidinin düşünce ve ruh dünyamızın üzerinde nasıl tesir ettiği araştırılması gereken bakir bir konudur.
Böylesi bir konunun tetkik edilmesine eski kitaplarımız ve bilhassa tasavvuf kaynaklarının tetkiki ile başlanabilir. Nitekim talebeliğin usul adap ve erkânının anlatıldığı meşhur et-Talim ve’l-Mütellim adlı eserde iyi öğrenmenin ilk şartının iyi(helal) beslenme olduğu belirtilmektedir. Gündelik hayatımızda sıkça kullanılan tekkeyi bekleyen çorbayı içer sözü bir geleneğe işaret etmekten daha fazlasını ifade ediyor olabilir mi? Geçmişte ve günümüzde bir çok dergâh’ın başta çorba olmak üzere yemek kazanı kaynatması sadece misafire, miskine, düşküne ikram ile sınırlı olabilir mi yoksa bunun çok daha derin manaları da var olabilir mi? Bizim yeni, yeni keşfetmeye başladığımız beslenme konusu irfan ve ilim dünyamızda çok daha derin manaları ile bilinmiş olabilir mi? Bu ve benzeri sorulara cevap vermeye Mevlevi dergahlarını incelemekle başlamak çok aydınlatıcı olabilir. Devamını Oku