Uncategorized

“Bitkisel Üretimde Genetiği Değiştirilmiş Ürünler-Efsaneler ve Gerçekler”

HELAL YAŞAM REHBERİ DERGİSİ 58. SAYISI ÇIKTI…

CANLI HAYVAN İTHALATINA EVET! ANCAK ET İTHALATINA KESİNLİKLE HAYIR DİYORUZ!…

Daha önce de GİMDES olarak, devlet yetkililerini, canlı hayvan ithalatına izin verin amma asla et ithaline kapı açmayın diye ikaz etmiştik. Bu konuda et ithalatının yapılacağı ülkelerde kesimlerin İslami usullere uygun yapılmaması, ismi geçen ülkelerin tamamında kesimlerin iğne veya tabanca ile bayıltarak, ya da kan akıtılmaksızın yapılıyor olması Helal olmama riskinden dolayı %99’u Müslüman olan halkımızı korku ve endişeye sevk edecektir. Canlı hayvan ithalatının yanında et ithalatına da izin verilmesi haberinden sonra konuyu tekrar gündeme getirmiş ve bu bağlamda dergimizin kapak konusu “Canlı Hayvan İthalatına Evet, Ancak Et İthalatına Hayır Diyoruz!!” olarak belirlemiş olduk.

Devamını Oku

MÜSLÜMANLAR ! HAZIR GIDALARIMIZA DİKKAT EDİYOR MUYUZ?

 “Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin Helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez.” (Buhari, Büyü’ 7, 23; Nesai, Büyü’ 2) 

Ülkemizde,”Yediklerimiz, İçtiklerimiz Helâl mi,Haram mı?” Sorularına cevap arayan kitabımızın ilk baskısının yapıldığı 1986 yılından bugüne dek tam 32 yıl geçti. Ancak,maalesef bir Müslüman için yediklerimiz içtiklerimiz üzerindeki HELÂL Mİ? HARAM MI? Tehlikesi ve karmaşası henüz tam giderilmiş gözükmemektedir.

Bu olumsuzluğun üç ana faktörü söz konusudur. Birincisi DEVLETTİR. Devlet, bütün vatandaşlarının maddi ve manevi güvencesinden sorumlu olması gerekirken, Müslümanlara sunulan gıda ve ihtiyaç maddelerinde batıdan devşirdiği kodekslerini değiştirmediği ve dinî güvence şartını ciddi olarak aramadığı gibi, bu maksatla ciddi bir kontrol da yapmamaktadır. İkincisi, ÜRETİCİ, İTHALATCI ve SATICILARdır. Bu kitlenin çoğunluğu, maalesef, islamî gayretini kaybetmiş, ya da islamî kimliğe sahip olmayan kişilerden oluşmakta. İslamî gayreti olanlarda ise ekseriya bilgisizlik ve dikkatsizlik söz konusu olmaktadır. Üçüncü faktör ise MÜSLÜMAN TÜKETİCİLERdir. Kanaatimce en önemli faktör de bu kitledir.

Devamını Oku

DİN TAHRİPÇİLERİ GIDALARIMIZLA UĞRAŞMAKTAN VAZGEÇMİYORLAR.

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

• diri olarak ele geçirilen yırtıcı hayvanlar helaldir.
• yırtıcı hayvanların Hz. Peygamber tarafından Müslümanlara haram kılındığına dair rivayet edilen tüm hadisler, Kuran’a aykırılık arz eden birer “haber-i vâhid” olup zayıftır ve kabul edilmemesi gerekir.
• Resulüllâh’ın da bu ayetlerle muhatap olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda onun evcil eşeği mutlak manada haram kılmasının söz konusu olamayacağı anlaşılmaktadır.
• Yahudi, Hristiyan, Sâbiî, Mecûsi, Budist veya bunların dışında kalan gayrimüslimlerin dinimizce helal olan hayvanları kesmeleri halinde onların kestikleri yenilebilir helaldir.

Günümüzde İslamiyetin en büyük belası, onu dışından ve cepheden helak etmeye yeltenenler değil, içinden ve özünden harap etmeye davrananlardır ve bu davranışlarını bir nevi onarma , düzeltme ve yenileme sloganları ile kamufle ederek yapmaktadırlar.
İslam devleti anlayışını yekpare ayakta tutan Osmanlı İmparatorluğun yıkılması ile paramparça olan İslam topraklarında faaliyetlerini artırdılar. Dinde Reformculuk olarak bilinen bu akım, öyle bir anlayıştadırlar ki, İslam eskimiş, yıpranmış durumdan dolayı zamanla fonksiyonunu yapamaz duruma gelmiştir. Bu durumdan kurtarılması lazım. Bunun için zamana uygun hale getirmek, yenilikler yapmak zorunluydu.
Halbuki İslam bu kâinatın sahibi olan Allah(cc) tarafından kıyamete kadar payidar olacağını bildirdiği bir dindir. Zamanla eskiyecek, yıpranacak ve ayakta durabilmesi için sağından solundan payandalarla ve kalaslarla ayakta durdurulacak bir bina değildir.
Bu zümre aslında İslam düşmanı olan dış güçlerin maharetle ruhlarını zehirlediği ve meccanen onlara hizmet ettirdiği zavallılardır. Aşşağılık kompleksli, batı hayranı olan ve hatta dinini değiştirebilecek tinette insanlar yetiştirmek için her zaman görevdedirler.  Devamı için Tıklayın http://www.gidaraporu.com/din-tahripcileri-ile-mucadele-gimdes_g.htm

AVRUPAYI TAKLİT ETMEKLE NELERİMİZİ KAYBETTİK.

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Geçmişimizi, yaşadığımız son yüzyıldan öncesini, yani henüz küreselleşmemiş durumda olan bir dünyadan bahsetmek istiyorsak, her şeyin daha doğal, daha lezzetli, içeriğinde gıdayı korumak, renklendirmek, tatlandırmak raf ömrünü uzatmak adına kökünün ne olduğu dahi belli olmayan bir şeylerin katılmadığı bir dönemden söz ediyoruz demektir.

Sanayi çağı beraberinde fastfood yeme kültürü gibi batı modernitesinin İslam toplumlarına adeta dayattığı bir beslenme kültürünün henüz yeme-içme adabımızı, beslenme biçimimizi, alışverişimizi, maddi ve manevi sağlığımızı tamamen etkisi altına almadığı bu dönemin elbette daha huzurlu, daha sağlıklı bir dönem olduğunu kaynaklar bize bildiriyor.

Devamını Oku

MİRAC GECEMİZ MÜBAREK OLSUN…

Recep ayının 27. gecesi miraç gecesidir.

Peygamberimiz(s.a.v)’in, Kur’ân ve zatından sonra, ayın ikiye ayrılması ve Miraç, Allah(cc)ın O’na lutfettiği en büyük mucizeleridir.

Miraç yükseğe çıkmak manasında olan “uruç” kökünden türemiş bir isimdir ve merdiven demektir. Bu itibarla Miraç, Resul-ü Ekrem Efendimiz(s.a.v)’in yeryüzünden ulvi makamlara yükselme vasıtası demek oluyor. Miracı anlatan hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in “u’rice bi” (yükseğe çıkarıldım) tabiri sebebiyle bu mucize “Miraç” adıyla anılmıştır.
“Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz el-Mescidül-Aksa’ya (yeryüzüne en uzak olan mescide) götüren O Allah her türlü noksanlıktan yücedir. Gerçekten O, işitendir görendir.” (İsra, 17/1)
(Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? “O (peygamber), Cebrail’i bir başka inişinde de görmüştü. Sidretü’l- Müntehâ’nın yanında. Ki Cennet’ül-Me’va da onun yanındadır. O zaman ki, o Sidre’yi bürüyen bürüyordu. Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı. Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.” (Necm, 53/5-18)

Devamını Oku

GIDALARIMIZDA HELAL VE TAYYİB ŞARTLARI ARAŞTIRMAK VESVESEMİDİR?

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER
Bu yaşadığımız yüzyıla kadar Peygamberimiz(sav)’in ümmetine yaşamaları, uygulamaları için öğrettiği hiçbir bilgi vesvese olarak görülmemiştir. Kıyamete kadar da böyle olacaktır. Maalesef takva şartlarında bir hayat yaşamak isteyen Müslümanlar, diğer bazı Müslümanlar tarafından vesveseli damgası yemektedirler.Gerçekte ise Takva ciheti ile meselelere bakan ve yaşamak isteyen kişiler vesveseye düşmüş değillerdir. Bugünün ekser müslümanı maalesef takvayı lüks bir yaşantı gibi algılıyor. Halbuki Allah(cc) birçok Ayeti Kerimede muttaki kul olmamızı öğütlüyor.
Şüphesiz takvalı davrananlar, Rablerinin kendilerine verdiği ile sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak, zevkusefa sürerek cennetlerdedirler, nimetler içindedirler. Ve Rableri onları cehennem azabından korumuştur. Biz onları iri gözlülerle eşleştirdik de. – “Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için!”- (Tur/17- 20)

Devamını Oku

ÇOCUKLARIMIZI YETİŞTİRMEDE HELAL LOKMANIN ÖNEMİ

Öncelikle bilerek veya bilmeyerek yapmaya devam ettiğimiz ve bize dayatılmış “Sağlıksız Yaşam Tarzı”nın bir uzantısı olan “Sağlıksız Beslenme” alışkanlıklarımızı evlerimizde ve okullarımızda artık terk etmeliyiz.

Zararlı, tehlikeli ve dinen mahzurlu olabilen çeşitli kimyasal katkı maddeli hazır gıdalar yerine, evlerimiz ve okul kantinlerimiz yeni bir gıda diyet formatına döndürülmelidir. Yaş meyve ve bunların taze sıkılmış meyve sularından, yurdumuzda bol miktarda yetişen ceviz, fındık, fıstık gibi kuru yemişlerden, süt, ayran, peynir, zeytin, kepekli, yulaflı unlardan yapılmış ekmeklerden oluşan bir diyet formatının çocuklarımızın “Sağlıklı Beslenme”sine uygun bir format olduğunu düşünüyoruz.

Unutmayalım ki bu konuda hepimiz mesuluz. Peygamberimiz(sav) efendimizin hadisi gözlerimizin önünden bir an dahi gitmemelidir

(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz) [Müslim] Devamını Oku

ÇOCUKLARIN SAĞLIĞINI BOZAN ETKİLİ BİR ARAÇ: REKLAMLAR!

Havva ARIN/ Diyetisyenreklamy

İçinde bulunduğumuz iletişim çağında kitle iletişim araçlarının kullanımı çok yaygındır. Özellikle televizyon her kesimden insana ulaşmakta ve bu izleyiciler üzerinde önemli etkilere sebep olmaktadır. Televizyonun görsel-işitsel özelliği, çekicilik oranı ve algılanabilme kolaylığının olması onu en etkin reklam medyası haline getirmiştir. Bu nedenle reklamcılar tarafından en çok tercih edilen medya iletişim araçlarından birisi haline gelmiştir.

Televizyon, hem kitle iletişim aracı olması hem de yoğun ilgi görmesi ve buna bağlı bireylerin üzerinde güçlü etkiye sahip olmasından dolayı bir reklam ortamı olarak kullanılmasına sebep olmuştur. Reklamcılar televizyon sayesinde birçok insana kolayca ulaşabilmektedir. Reklamların ise birincil amacı ticarî olarak kazancı arttıracak birtakım faaliyetleri başlatmaktır. Bu bağlamda, reklamların kişiler üzerinde ne gibi etkiler bırakabileceğini şu şekilde maddeleyebiliriz:

Devamını Oku

ANNE OKULUMUN KANTİNİNDEN BİRŞEYLER ALABİLİRMİYİM?

Dr.Hüseyin Kâmi Büyüközer

okul-kantinleri5 yaşından 25 yaşına kadar okuyan çocuklarımızın okulları Eylül ayında yeniden ders başı yaptı. Yeni okula başlamış olan çocuklarımız, okul kantinden alış-veriş yapan arkadaşlarını, ağabeylerini, ablalarını görür ve eğer öğretmenleri kantinden alış-veriş yapmamaya yönlendirmemişse, en kısa zamanda annelerine sormaya başlarlar: “Anne, okulumun kantininden bir şeyler alabilirmiyim?”

Kantinler, maalesef, sabah uykularından fedakârlık yapamayan annelerin de can simidi olarak işini kolaylaştıran mekânlardır! Çocuklarına okul için beslenme çantası hazırlamaktansa, kantinde harcaması için çocuklarının cebine para koyan annelerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Halbuki bu davranışları ile gözlerinin nuru dedikleri çocuklarının istikballerini karartmakta olduklarının farkında değiller.

Devamını Oku

DİŞ MACUNLARI VE SAĞLIĞIMIZ

F.Ebru KOÇ /Kimya Yüksek Mühendisidismacunu

Diş macunlarının birçoğunun içindekiler kısmını okuduğumuzda yazılanları anlayabilmek için iyi bir kimya bilgisine sahip olmak gerektiğini düşünürüz. Zira küçücük tüpün içinde o kadar çok kimyasal vardır ki…

Acaba söz konusu bu kimyasallar nelerdir ve niçin diş macununun içinde bulunurlar. Bunlardan en önemlilerine ve muhtemel zararlarına şöyle bir göz atalım.

Sodium lauryl sulfate(SLS) : Bazı sabunlarda, hemen hemen tüm şampuanlarda, diş macunlarında ve birçok temizlik ürününde kullanılmaktadır. Oldukça ucuz ve iyi bir köpük oluşturucudur. Kimyasal olarak Sülfürik mono dodesil esterinin sodyum tuzudur.

Zararlı etkisi uzun süre sonra organlarda birikme yolu ile anlaşılmaktadır. 1983 yılında Amerikan Toksikoloji Okulunun yayımladığı raporda çok düşük konsantrasyonlarda (% 0,5 gibi) bile tahrişe sebebiyet verdiği, %10-30 oranında bulunduğunda ise cilt bozulmalarına yol açtığı bildirilmiştir. Ulusal Sağlık Enstitüsü Ev Ürünleri Direktörü SLS nin de içinde bulunduğu 80 kimyasalı “yüksek tahriş edici ve tehlikelidir” diye nitelendirmiştir. FDA sık kullanılan ürünlerden olan şampuanların göz ve baş derisi tahrişi, el ve yüzde soyulma gibi şikayetlerin büyük oranda sebebinin bu madde olduğunu tespit etmiştir.

Devamını Oku