Helal Hayat Helal Mutfaklarda Başlar http://www.helalmutfak.org helal ürünlerden helal yemekler... Thu, 18 Apr 2019 18:20:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.0.4 GİMDES HELAL SERTİFİKALI ŞİFALI BİTKi YAĞLARI, TOHUMLARI, YAPRAKLARI… http://www.helalmutfak.org/gimdes-helal-sertifikali-sifali-bitki-yaglari-tohumlari-yapraklari http://www.helalmutfak.org/gimdes-helal-sertifikali-sifali-bitki-yaglari-tohumlari-yapraklari#respond Sun, 14 Apr 2019 18:18:01 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1377 GİMDES HELAL SERTİFİKALI ŞİFALI BİTKi YAĞLARI, TOHUMLARI, YAPRAKLARI…

“Beni yediren, içiren; hastalandığım zaman bana şifa verendir.” Şuara: 79-80

“Allah’ın gökten indirdiği suyu görmedin mi? Biz onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık”(35/27)

“Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık…”(36/34)

“Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır. Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır. Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?”(55/11-13)

“Şüphesiz ki Allah hem hastalık, hem de onu tedavi eden ilacı indirmiştir. Her hastalık için, bir deva yaratmıştır. O halde kendinizi tedavi edin, haram ile tedavi olmayın.” Ebu Davud

“Şüphesiz ki Allah sizin şifanızı, size haram kıldığı şeylerde kılmamıştır.” Buhari- İbn. Mesud

Rabbimizin yeryüzünde istifademiz için yarattığı namütenahi meyve, sebze ve şifalı bitkileri sürekli ve düzenli bir şekilde tükettiğimiz zaman, nasıl bir sağlıklı yaşam elde edebileceğimizi gösteren bir çalışmayı dikkatinize sunuyoruz.

Besinlerin içerisinde bilinen 8 binden fazla fitokimsayal bulunuyor. Çoğunun mekanizmaları hala yeterince bilinmiyor. Ancak son yapılan çalışmalar bazı besinlerin sağlıklı yaşam için vazgeçilmez olduğunu gösteriyor.

Ancak anlatılan tüm bu yararların ortaya çıkması için kişinin ömür boyu bu besinleri sofrasından eksik etmemesi gerekiyor. Yoksa bir kere ya da bir ay yenilip bırakıldığında tabii ki yararını göremez. Yani, anlayacağımız gibi, bu sistemi yaşam stilimiz haline getirmeliyiz

Rabbimizin bize lütfettiği bu namütenahi nimetler karşısında, bol bol tüketmek ve şükretmek yerine, hâlâ endüstride üretilen, pek çok zararlı ve haram olma ihtimali taşıyan katkı maddeleri ihtiva eden market ve eczane raflarında cicili bicili renk ve görüntüleri ile avlarını bekler gibi duran yapay gıda ve ilaç maddelerine bu ilgi nedir? Bu sorumuz, yayınlarımız karşısında “şimdi biz ne yiyeceğiz” diye feryat eden, paniğe kapılan kardeşlerimizedir. Galiba, üretici ve satıcı firmalar, ürünleri ile, reklamları ile bizim “Hedonizm” zaafımızı istismar ederek, bizi sömürmenin yolunu iyi bulmuşlar ve biz o pazarın adeta esirleri haline getirilmişiz.

Sitemizde yayınlanan yazısında Prof. Dr. Mustafa Nutku hocamız ne kadar doğru söylemiş; “İnsanların büyük çoğunluğu ‘Hedonizm’in kölesidir. Kendilerine lezzet veren şeye yönelirler ama ötesini düşünmek istemezler. Aksine, lezzet peşindeki bu hallerini savunmaya, kendilerini bu mevzuda haklı görmeye ve göstermeye çalışırlar.” Bu zaafları yenip, sağlıklı yaşam yolunu seçenlere ne mutlu!

Son yıllarda şifalı bitkilerin faydaları konusunda büyük gelişmeler oldu. Tıbbi tedaviye yardımcı, tamamlayıcı yada alternatif tıp olarak tanımlanan bitkisel tedavi yöntemlerini sık sık duyuyoruz. Bitkiler konusunda uzman doktorlar hangi bitki hangi hastalık için nasıl kullanılır açıklıyorlar. Aynen ilaçların kullanımını anlatan prospektüs gibi bize bitkinin nasıl kullanılacağını yan etkilerini ve etkilerini anlatan dokümanlar var. Bitkisel tedavi bilgilerini doğru kişilerden öğrenmek ve en doğru şekliyle uygulamak çok sağlıklı sonuçlar oluşturuyor.

Şifalı bitkiler konusunda eğitim alan doktorlara fitoterapist deniliyor. Bu doktorlar bitki konusunda donanımlı her türlü bilgiyi verebilen kişilerdir. Bir de bitki uzmanlığı olan kişilere herbalist doktor deniliyor. uzman doktorların açıkladığı bitkisel kürler uzman doktorlar tarafından açıklanan sağlıklı bitki kürleridir. Bitki kürlerinin en iyi şekilde faydalı olması için şifalı bitkilerin güvenilir bir aktardan alınması da önemlidir. Bunun yanında bitkiler doktorlarımızın tarifini verdiği ölçülerde ve tavsiye edildiği şekilde hazırlanmalıdır. Bitkisel tedavi konusunda çok dikkatli davranmalıyız. Çünkü eğer bitkileri rastgele kullanırsak fayda yerine zarar verebilir.

Bir de eğer kronik bir hastalığımız var ise mutlaka doktorunuza sorarak kullanmanız gerekir. Örneğin şeker hastaları, tansiyon hastaları bitkileri dikkatli kullanmalıdır. Bazı bitkiler tansiyonu yada şekeri yükseltebilir yada düşürebilir. Eğer doğru bitkiyi doğru şekilde kullanıyorsak şifalıdır. Bu nedenle her duyduğumuzu uygulamak yerine araştırıp irdeleyip bitkisel tedavi kürününü uygulamaya karar vermeliyiz.

Esasında kurulduğumuzdan beri biz doğal beslenmeye ve doğal şifalı bitkilerle tedaviye birinci derecede önem veriyoruz. gidaraporu.com sitemizde bugüne kadar 419259 ziyaretle birinci sırada okunan haberimiz de ŞİFALI BİTKİLER ismini taşımaktadır.

Şifalı bitkiler konusunda eğitim alan doktorlara fitoterapist deniliyor. Bu doktorlar bitki konusunda donanımlı her türlü bilgiyi verebilen kişilerdir. Bir de bitki uzmanlığı olan kişilere herbalist doktor deniliyor. uzman doktorların açıkladığı bitkisel kürler uzman doktorlar tarafından açıklanan sağlıklı bitki kürleridir. Bitki kürlerinin en iyi şekilde faydalı olması için şifalı bitkilerin güvenilir bir aktardan alınması da önemlidir. Bun için en yakın HDM Şubemizi veya ONLİNE Şubemizi aramalısınız. Bunun yanında bitkiler doktorlarımızın tarifini verdiği ölçülerde ve tavsiye edildiği şekilde hazırlanmalıdır. Bitkisel tedavi konusunda çok dikkatli davranmalıyız. Çünkü eğer bitkileri rastgele bir şekilde kullanırsak fayda yerine zarar verebilir.

Bir de eğer kronik bir hastalığımız var ise mutlaka doktorunuza sorarak kullanmanız gerekir. Örneğin şeker hastaları, tansiyon hastaları bitkileri dikkatli kullanmalıdır. Bazı bitkiler tansiyonu yada şekeri yükseltebilir yada düşürebilir. Eğer doğru bitkiyi doğru şekilde kullanıyorsak şifalıdır. Bu nedenle her duyduğumuzu uygulamak yerine araştırıp irdeleyip bitkisel tedavi kürünü uygulamaya karar vermeliyiz.

Esasında kurulduğumuzdan beri biz doğal beslenmeye ve doğal şifalı bitkilerle tedaviye birinci derecede önem veriyoruz. gidaraporu.com sitemizde bugüne kadar 383073 ziyaretle birinci sırada okunan haberimiz de ŞİFALI BİTKİLER ismini taşımaktadır.

Bugün özellikle GİMDES’den Helal Sertifika da almış firmalarımıza ve bu ürünleri bulabilceğiniz HDM Şubelerimize ulaşma linklerini bildirmek istiyoruz.

GİMDES HELAL SERTİFİKALI ŞİFALI BİTKi YAĞLARI 40 çeşide

GİMDES HELAL SERTİFİKALI ŞİFALI BİTKİ ÇAYLARI, YAPRAK, KÖK VE TOZLARI da 60 çeşide ulaşmıştır.

şifalı bitkiler alıç,hünnap , şifalı bitkiler , Allahın Şifa kaynakları aksarıkta şifalı bitkiler şifalı bitkilerden laden

Tüm GİMDES Helal Ve Tayyib Sertifikalı Firmalarımızı görmek isterseniz TIKLAYINIZ. GİMDES HELAL VE TAYYİB SERTİFİKALI FİRMALARIMIZ

Tüm GİMDES Helal Ve Tayyib Sertifikalı Ürünleri satın almak isterseniz TIKLAYINIZSERTİFİKALI ÜRÜNLER İÇİN HDM MARKET ŞUBELERİMİZ 

]]>
http://www.helalmutfak.org/gimdes-helal-sertifikali-sifali-bitki-yaglari-tohumlari-yapraklari/feed 0
HELAL YAŞAM REHBERİ 65. SAYISI ÇIKTI! http://www.helalmutfak.org/helal-yasam-rehberi-65-sayisi-cikti http://www.helalmutfak.org/helal-yasam-rehberi-65-sayisi-cikti#respond Fri, 12 Apr 2019 18:14:06 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1374 HELAL YAŞAM REHBERİ 65. SAYISI ÇIKTI!

SAHTE’KÂR’LAR 

Helal, bir Müslümanın Hayat standardının olmazsa olmazını teşkil eder. Doğumundan ölümüne kadar Helal dairesi içerisinde yaşamak en önemli hedefidir. Bu hedefinin en önemli halkası ise Helal Lokma’dır. İnsan boğazından geçecek her lokmanın hesabını Allah’a (cc) vermek zorundadır. Bu sebeple, bir Müslümanın yediği içtiği her lokmanın mutlaka Helal olması şarttır. Maddi ve manevi hayatının sağlıklı ve feyizli devam edebilmesinin en önemli güvencesi Helal Lokmadır.

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER, Müslümanın bu kutsal ve temel hakkı global dünyada bugün gasp edilmektedir. Bunun farkına varan Müslümanların Helal Sertifikalı ürün talebine karşı Müslim, gayrimüslim menfaat bezirgânları, gasıplarını devam ettirebilmek için Helal sertifikalama silahını ele geçirmeye çalışıyorlar. İşte biz de bu yüzden diyoruz ki; Ey Müslümanlar aman dikkat edin! Sizi bu konuda aldatmalarına izin vermeyin. Bu yüzden bu sayımızda kapak konusu olarak gerek gıdalarda,gerek ticarette ve gerek sertifikalama sistemindeki sahtekârlıkları ele aldık.

Prof. Dr. Hasan Tahsin FEYİZLİ Hocamızın “İslam’da Ticaret ve Kazançlarını Haramlaştıran Müslümanlar” konu başlığıyla hilelerin en çok yaşandığı sektörün ticaret olduğu üzerinde durmuştur.

Dr. Ömer Faruk KOÇAK’ın kaleme aldığı “Alt Tarafı Ekmek Deyip Geçmeyin” başlıklı makalesinde günlük hayatın yoğunluğu ve teknolojik zenginleşmenin sonucunda artık evlerde sağlıklı yapılan ekmeklerin yerini içeriğini bilmediğimiz ekmeklerin alması üzerinde durmuştur.

GİMDES Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Saadettin EKİNCİ Hocamızın, “Bir İkram: Üç Aylar” konu başlığı ile içerisinde bulunduğumuz güzel ayların, bizi Ramazan öncesinde nasıl etkilemesi gerektiği üzerinde durmuştur.

Gıda Mühendisi Merve DİBEKÇİ hanımefendinin “Tağşiş/Taklit Ürünler” başlıklı makalesinde imandan, İslam’dan ve ahlaktan uzaklaşmamızın acı bir tablosunun da, dünya genelinde ve hatta Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkemizdeki gıda hileleri üzerinde durmuştur.

Prof. Dr. Mustafa NUTKU hocamızın “Sağlıklı Yaşamak İçin Beslenmek” konu başlıklı yazısında medyanın bize sağlıklı gıdayı Helal gıda diye nasıl işlediği üzerinde durmuştur.

GİMDES Fıkıh Kurulu Üyesi Mustafa MERAL hocamızın “Beslenmemizde Helal ve Tayyib Kriterler” başlıklı makalesinde eti yenen ve yenmeyen hayvanların kritik noktaları üzerinde durmuştur.

Ecz. Hilmi BAKIR beyefendinin ele aldığı “Kur’an-ı Kerim’de Adı Geçen Hikmetli Bitkiler” yazısında kâinatın insana hizmet olarak yaratıldığı ve bu hizmet içerisinde hikmetli bitkiler üzerinde durmuştur.

Diyetisyen Özlem YILDIZ hanımefendinin kaleme aldığı “Bahara Bedenimizi Arındırarak Girelim” başlıklı makalesi ve birbirinden güzel tariflerini bu sayımızda bulabilirsiniz.

Bu sayımızda da hepsi önemli ve ayrı ayrı güzel makaleleri ile yer veren birbirinden değerli tüm yazarlarımıza teşekkür ediyoruz.

]]>
http://www.helalmutfak.org/helal-yasam-rehberi-65-sayisi-cikti/feed 0
İLAÇ VE AŞIDA HELAL VE TAYYİBLİK ŞARTLARI GARANTİLENMEDEN BU KAVGA BİTMEZ http://www.helalmutfak.org/ilac-ve-asida-helal-ve-tayyiblik-sartlari-garantilenmeden-bu-kavga-bitmez http://www.helalmutfak.org/ilac-ve-asida-helal-ve-tayyiblik-sartlari-garantilenmeden-bu-kavga-bitmez#respond Tue, 09 Apr 2019 06:45:46 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1368 İLAÇ VE AŞIDA HELAL VE TAYYİBLİK ŞARTLARI GARANTİLENMEDEN BU KAVGA BİTMEZ. 

Günümüzde Helal Lokma konusunda çocuklarımızı yetiştirmede karşı karşıya kaldığımız sıkıntı sadece gıda ürünleri değil çocuklarımıza yaptırdığımız aşılardan hastalandıklarında kullandığımız ilaçlara kadar bir çok sıkıntı ile karşı karşıyayız. Bu konuda bilinç artıkça helal ilaç, helal aşı arayışları hızla artış gösteriyor. Buna bağlı olarak aşı reddi çığ gibi büyüyor. Aşıcılar, insanları salgın hastalıklarla tehdit edeceklerine biran evvel Helal ilaç ve Helal aşı üretimini gerçekleştirmelidirler.

Uluslararası Medikal Aşı Konseyi (The International Medical Council on Vaccination); medikal doktorlar, lisanslı hemşireler ve diğer nitelikli medikal profesyonellerin kurdukları bir sivil toplum kuruluşudur. Konsey, ilaç firmaları, hükümetler ve medikal ajansların aşıların güvenli, etkili ve zararsız olduğu iddiasına karşı gerçekleri açıklama amacı gütmektedir. 83 tıp doktoru, medikal eğitimi almış hemşirelerden oluşan bilim insanı bu belgeye imzalarını atmışlar.

Daha önceki yazılarımızda “Giderek artan miktarda kanıt gösteriyor ki çocuklara yapılan ve sayısı aşırı derecede artan aşılar, aşı üreticilerini zengin ederken çocukları da sağlıksızlaştırıyor. İstatistikler çocukların giderek daha çok hastalandığını gösteriyor.” ifadeleri ile mevcut aşı uygulamaları hakkında endişelerimizi belirtmiştik. Bizi birçok belgeler adeta teyit etmektedir.

DİKKAT! AŞIRI İLAÇLARLA, AŞILARLA OTO BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ ÇÖKERTİYORUZ

Hastalıkları çoğaltarak insanları, ömür boyu, ilaç ve aşı bağımlısı yaptılar. Bu İnsanlar aşıların hastalığı önlediğini söylediklerinde yanılıyorlardı. Yaptıkları, vücudun detoksifikasyonunu engellemekti, böylece toksinleri süresiz olarak depolamak için zorlamaktı. Enfeksiyöz hastalık olarak düşündüğümüz şey aslında kendini temizlemeye çalışan vücuttu. Vücudun bir aşıyla bunu yapma yeteneğini yok ettiğimizde, asla sağlıklı olamayız. Öyleyse, “hastalığı yakalayamıyoruz”, fakat gerçekten kaç farklı yoldan hastalanıyoruz farkında mıyız? Sonuçta,Enfeksiyonu önleyemedik. Bilakis İyileşmeyi önledik.

Aşılar ile ilgisi olduğu belgelenmiş bazı hastalıklar: 

Oto bağışıklık, kanser, beyin hasarı, Alerji ve egzama, Arterit, Astım, Otizm, Reflü, Diyabet , Böbrek hastalıkları, Çocuk düşürme, Nöroloji sistemi hastalıkları, Ani bebek ölümü sendromu

Medikal literatür de bilinen bazı aşıların yan etkileri belgelenmiştir. Bunlar: 

Kan pıhtılaşma zorluğu, kalp krizi, kanama; Kulak enfeksiyonları; Bayılma ; Diyaliz gerektiren böbrek kayıpları; Felç/epilepsy; Ürtiker ve anafilaksi gibi ciddi alerjik reaksiyonlar; Ani Ölümler

Hasta olduğunuzda, ilaç firmaları, sigorta firmaları ve medikal sistem zengin olmaktadır. Aşılar yaşam boyu bağışıklık sağlamamaktadır. Bu nedenle ilave aşılar tavsiye edilmektedir. Her ilave aşı yan etki riskini arttırmaktadır. Aşıların yan etkileri hayatınızın kalan kısmında sizleri ve çocuklarınızı hasta yapabilmektedir.

Bir Müslüman olarak; Herkes ne üretirse üretsin, ne satarsa satsın. Ama ben Müslümanım Helal yaşamak istiyorum. Helal yemek, Helal içmek, Helal ilaç, helal aşı istiyorum. Bana kimse inancıma uymayan maddeleri haberim olmadan, bilgimin dışında tükettiremez, yediremez, içiremez.

]]>
http://www.helalmutfak.org/ilac-ve-asida-helal-ve-tayyiblik-sartlari-garantilenmeden-bu-kavga-bitmez/feed 0
Çocuklarımızı! Modernitenin Kolasından ve Enerji İçeceklerinden Korumalıyız! http://www.helalmutfak.org/cocuklarimizi-modernitenin-kolasindan-ve-enerji-iceceklerinden-korumaliyiz http://www.helalmutfak.org/cocuklarimizi-modernitenin-kolasindan-ve-enerji-iceceklerinden-korumaliyiz#respond Mon, 08 Apr 2019 06:43:16 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1363 Çocuklarımızı! Modernitenin Kolasından ve Enerji İçeceklerinden Korumalıyız! 

Genelde aldığımız ürünlerin içinde ne olduğuna kimilerimiz hiç bakmayız. Market raflarını tıka basa dolduran, cicili bicili ambalajlara sarılmış fabrikasyon ürünlerin pek çoğunda yüzlerce katkı maddesi kullanılmaktadır. Özellikle çocuklar için üretilen şekerlemeler, çikolatalar, pastalar,kolalar, meyvalı meyvasız gazozlar vb. bir çok ürün hakkında bilgi sahibi olmadan almaktayız. Bu gibi ürünlerin etiketini okumak pek çok anne babanın aklına dahi gelmez. Okusa da bir çoğunu anlamazlar. Halbuki, Çocuklar için üretilmiş ürünleri anne babalar olarak öncelikle soruşturmadan, etiketini dikkatle okumadan satın almamalıyız.

Bir başka modern teknolojinin önümüze getirdiği sıkıntılı ürünler de kola ve enerji içecekleridir. Yüksek oranda kafein, kokain, aspartam içeren kola ve enerji içeceklerinin de yol açabileceği sağlık problemlerini düşünerek bu gibi içeceklerden çocuklarımızı uzak tutmalıyız.

Çocuk gıdalarında en fazla kaçınılacak olan katkı maddeleri 

Uzmanların raporuna göre çocuklarda Hiperaktiviteye yol açtığı ispatlanan gıda boyalarının, koruyucularının ve suni tatlandırıcılarının üretimden ve satıştan kaldırılmasına karar verilmelidir.

Kimyasal katkı maddeleri ile ilgili olarak bugüne kadar oldukça geniş bilgiler vermeye çalıştık. Bilhassa çocuk gıdalarında bilinçsizce kullanılmaya devam edilen bazı zararlı, hatta tehlikeli katkı maddelerine de dikkat etmeliyiz.

İngiltere’de geçen yıllarda yapılan araştırmada, katkı maddesi kullanılan içecek tüketen çocukların konsantrasyonlarını kaybettiği ve hiperaktiviteye yol açtığı rapor edildi. Araştırmanın yapıldığı dönemde hiperaktif çocukların ailelerini, renkli ürünlerin tüketiminin olası risklerinden haberdar olmaları yolunda uyaran Gıda Güvenliği Ajansından Başkan Dame Deirdre Hutton, ellerindeki kanıtların, bu boyaların gıdada kullanılmamasının akıllıca olacağını gösterdiğini söyledi.

AB geçen yıl, çocuklarda hiperaktivite seviyesi ile gıdalardaki koruyucu ve katkı maddelerinin tüketimi arasında ilgi kuran İngiliz bilimsel araştırmasını değerlendirmeye karar vermiştir.

İngiltere’de yapılan ve prestijli tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan araştırmada, gıdalara konan koruyucu ve renklendiricilerin çocuklarda hiperaktivite seviyesini yükselttiği belirlenmişti.

Southhampton Üniversitesinde yapılan araştırmada bilim adamları, bir grup çocuğun bir bölümüne gıdalarda bulunan koruyucu ve katkı maddelerinden hazırlanmış bir kokteyl, bir bölümüne de sadece meyve suyu vererek, çocukların davranışlarını gözlemlemişlerdi.

Araştırmanın başındaki ilim heyeti, koruyucu ve katkı maddelerinin 3 ve 9 yaşları arasındaki çocukların hiperaktif davranışları üzerinde olumsuz etkisi bulunduğunu saptadıklarını belirterek, “Bulgular, bu maddelerin sadece hiperaktivite rahatsızlığı bulunan çocuklar üzerinde değil, tüm çocukların davranışları üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini gösteriyor” şeklinde açıklamada bulunmuştu. Yapılan araştırmada kullanılan katkı ve koruyucu maddeli karışımlar, çeşitli renklendiriciler, koruyucular ve tatlandırıcılar içeriyordu.

Renklendiriciler

E102* Tartrazine, E104* Quinoline Yellow, E107* Yellow 2G, E110* Sunset Yellow, E120** Kokineal,Karmin, E122* Karmoisine, E123* Amaranth, E124* Ponceau 4R, E127* Erythrosine, E128* Red 2G, E129* Allura Red, E131* Patent Blue V, E132* Indigo Karmin, E133* Brilliant Blue FCF, E142* Green S, E151 Black PN, E154* Brown FK

Koruyucular

E210* Benzoic acid, E211* Sodium benzoate, E212* Potassium benzoate E213* Kalsium benzoate, E214* Ethyl 4-hydroxybenzoate, E215* Ethyl 4-hydroxybenzoate sodium salt, E216* Propyl 4-hydroxybenzoate, E217* Propyl 4-hydroxybenzoate sodium salt, E218* Methyl 4- hydroxybenzoate, E219* Methyl 4- hydroxybenzoate sodium salt, E220 Sulphur dioxide, E221 Sodium sulphite, E222 Sodium hydrogen sulphite, E223 Sodium metabisulphite, E224 Pottasium metabisulphite, E226 Calcium sulphite, E227 Calcium hydrogen sulphite, E230* Biphenyl, E231* 2-Hydroxybiphenyl, E232* Sodium biphenyl-2-yl oxide, E233* 2-(Thiazol-4-yl) benzimidazole, E239 Hexamine, E249* Potassium nitrite, E250* Sodium nitrit, E251* Sodium nitrate, E252* Potassium nitrate

Tatlandırıcılar

E950 Asesulfam, E951 Aspartam, E952 Sıklamid asit

Çocuklarımızı gerçekten seviyorsak; Çocuklarda hiperaktivite, konsantrasyon eksikliği ve özellikle okumada öğrenme zorluğuyla ortaya çıkan bu batı mahsulu beslenme sistemine karşı, hep birlikte el ele verelim helal ve tayyib bir hayat için gerekli olan helal ve tayyib ürünler tüketerek bu tehditlerden kurtulmalıyız.

]]>
http://www.helalmutfak.org/cocuklarimizi-modernitenin-kolasindan-ve-enerji-iceceklerinden-korumaliyiz/feed 0
MİRAÇ GECEMİZ MÜBAREK OLSUN… http://www.helalmutfak.org/mirac-gecemiz-mubarek-olsun http://www.helalmutfak.org/mirac-gecemiz-mubarek-olsun#respond Tue, 02 Apr 2019 12:44:59 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1359 MİRAÇ GECEMİZ MÜBAREK OLSUN…

Recep ayının 27. gecesi miraç gecesidir.
Peygamberimiz (s.a.v)’in, Kur’ân ve zatından sonra, ayın ikiye ayrılması ve Miraç, Allah (cc)ın O’na lutfettiği en büyük mucizeleridir.

Miraç yükseğe çıkmak manasında olan “uruç” kökünden türemiş bir isimdir ve merdiven demektir. Bu itibarla Miraç, Resul-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v)’in yeryüzünden ulvi makamlara yükselme vasıtası demek oluyor. Miracı anlatan hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in “u’rice bi” (yükseğe çıkarıldım) tabiri sebebiyle bu mucize “Miraç” adıyla anılmıştır.

“Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz el-Mescidül-Aksa’ya (yeryüzüne en uzak olan mescide) götüren O Allah her türlü noksanlıktan yücedir. Gerçekten O, işitendir görendir.” (İsra, 17/1)

(Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? “O (peygamber), Cebrail’i bir başka inişinde de görmüştü. Sidretü’l- Müntehâ’nın yanında. Ki Cennet’ül-Me’va da onun yanındadır. O zaman ki, o Sidre’yi bürüyen bürüyordu. Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı. Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.” (Necm, 53/5-18)

İslam, Allah (cc)’ın izni ile 33 yıl içinde tekmil edilirken yol haritası boyunca buna benzer günler ve gecelerden kilometre taşları yer aldı. Bu günün Müslümanları günlük hayatında şaşkın, perişan, sıkıntı ve dertler içerisinde kimliğini kaybedecek duruma gelmişken, hepten kendini kabetmemesi için bu kilometre taşlarına tutunmaya yapışmalıdır. Hatırlama ve tefekkür ile aslına rücü etmeye çalışmalıdır. Mümkünse her gecemizde, hiç olmazsa bu gecelerimizde Rabbimizin Kur’an-ı Keriminde talim buyurduğu dualarla dualar yapalım.

“Allahım, Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz.” “Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. (Yûnus Sûresi: 10.)

“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” (Bakara Sûresi: 32.)

“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, duâ edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.”(Al-i İmrân Sûresi: 8.)

“Ey Rabbim! Beni ve zürriyetimi namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!
“Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!” (İbrahim Suresi 40-41)

“Allahım, Efendimiz Muhammed (s.a.v)’e, onun âl ve Ashâbına ve tüm din kardeşlerimize Senin için hoşnutluk ve onun için de hakkı edâ olacak bir rahmet ve selâm eyle. Bizi ve dinimizi selâmette kıl. Duâmızı kabul et ey âlemlerin Rabbi! ”

Efendimiz Aleyhisslâtu Vesselâm’ın Hürmetine; Günahlarımızı Afv-ı Mağfiret Eyle..!

Dualarımızı Hayırlarla Makbul, Tevbelerimizi Kabul Eyle..!

Bizleri Efendimiz’in Ahlâkı ile Ahlâklandır..!

Bizlere; Marifetullah, Muhabbetullah, Muhabbet-i Resûlullah(Aleyhissalâtu Vesselâm),

İhsân Şuuru, Hizmet Şuuru, Sahabe Şuuru, İhlâs ihsan eyle

İmanda Hakka’l Yakîne Erebilmeyi Nasip Eyle..

Bugün Miracın simgesi olan Mescid-I Aksa tutsak, Mescid-i Aksa bugün yetim

Utancımızdan ne yapacağımızı bilemiyoruz Allah’ım

Ne olur Allah’ım bize güç ver, ayaklarımızı güçlendir, irademizi yoğunlaştır

Amin.. Amin… Amin…

]]>
http://www.helalmutfak.org/mirac-gecemiz-mubarek-olsun/feed 0
Pestisidler ve Parkinson Hastaları Arasındaki İlişki http://www.helalmutfak.org/pestisidler-ve-parkinson-hastalari-arasindaki-iliski http://www.helalmutfak.org/pestisidler-ve-parkinson-hastalari-arasindaki-iliski#respond Fri, 22 Feb 2019 07:49:55 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1353 Pestisidler ve Parkinson Hastaları Arasındaki İlişki

Meyve sizin için faydalıdır. Doğru, ama her zaman değil. Herhangi bir beslenme uzmanı ya da herhangi bir doktor size tavsiye edebilir. Vitamin deposudur, elyaflıdır, antioksidantır ve birçok hastalıktan sizi korur. Fakat meyvenin bir de karanlık tarafı var. Pekçok meyve veya meyve suyu içeren bir günlük diyet, kol ve bacakta titreme, kaslarda kasılma ile tanımlanan bir hareket düzensizliği olan, Perkinson hastalığı ile ilişkilendirilmektedir.

Tarımda zararlı kabul edilen her türlü böcek ve bitkilere karşı kullanılan ilaç maddelerine genel olarak pestisit adı verilmektedir. Meyvedeki pestisitler veya diğer bazı zehirler bu hastalığın oluşmasının sorumlusu olabilir.

Bu sebepten, meyveyı hemen yemeye durmamalısınız. Fakat, pekçok sebeplerden dolayı daima meyveyı yıkayınız. Pestisitlerle ilişkilendirme sadece bir tahmindir. Fakat pestisit kullanımının bir damgasını taşıyan meyvedeki bu etkinliğini düşünmek mantıklıdır.

Perkinson hastalığı, Sinir sistemi arasındaki iletişimin kimyasal taşıyıcısı olan beynin bir bölümünde beyin hücrelerinin hasarını içerir. Hastalık herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir, fakat daha çok 30 yaştan sonra ve yaş ilerledikçe risk artmaktadır. Perkinson dünyanın bütün kesimlerinde gerçekleşmektedir. Erkekler kadınlara nazaran daha fazla etkilenmektedir.Son zamanda toplumlarda Perkinson rahahatsızlığının artış göstermesi birçok ülkede Bilim merkezlerinin bu konuya yönelmelerine sebeb olmuştur.

Belirtiler genellikle yıllar içinde yavaşça gelişir. Semptomların ilerlemesi genellikle hastalığın çeşitliliği nedeniyle kişiden kişiye biraz farklıdır. Parkinson hastalığının nedeni çoğunlukla bilinmemektedir, ancak genetik faktörlerin yanında pestisidlere ve ağır metallere maruz kalmak gibi çevresel etmenlerden kaynaklandığı üzereinde durulmaktadır. Son zamanlarda pestisidlerin yaygın olarak kullanılır olması bu hastalığı tetikleyen faktörlerin içinde pestisitler önem arztmektedir.

Tarımsal zehirler, Parkinson açısından daha önce de dikkat çekmişti. 2000 yılında bir Stanford Üniversitesi çalışması, Parkinson’un çalışma süresinde tarım çiftliği gibi böcek ilaçlarına maruz kalma riskini ilişkilendirmiştir. Aynı çalışma, ev ve bahçede böcek ilacına maruz kalmanın, hastalık riskindeki% 70’lik bir artışla bağlantılı olduğunu da göstermiştir. Araştırmacılar, bu zehirlerin belirli beyin hücrelerini öldürebileceğine inanıyor.

Kimyasalların ayrıca diğer nörolojik rahatsızlıkları tetiklediğinden şüphe ediliyor. Davis’teki Kaliforniya Üniversitesinde (Nörogelişimsel Bozuklukların Tıbbi Araştırması Enstitüsü) şu anda cıva, PCB ve ağır metaller gibi çevresel kirleticilerin otizmde bir rolü olup olmadığını incelemektedir. Son zamanlarda dünyanın birçok gelişmiş ülekelerinde vaka sayısı artmıştır.

Bazı ilim adamları, bitkilerin kendileri tarafından üretilen toksinlerin, meyve ile Parkinson arasındaki bağlantının da kökünde olabileceğini ifade etmektedir. Bitkiler normalde kendilerini böceklerden korumak için toksik maddeler üretir. Pek çok gıda, pişmiş veya başka bir şekilde değiştirilmediği sürece insanlar için de toksik olabilir. Asıl neden hala bilinmemekle birlikte, sinirbilimciler Parkinson’un çevresel faktörler tarafından tetiklendiğini uzun zamandır düşünüyorlar..

Pestisit kullanımı Parkinson’a sebep oluyor

Geoparkinson çalışması, Parkinson’lu yaklaşık 3.000 kişiye baktı. Görüşülen kişilerin ortalama yaşı 62 idi. Parkinson hastalığı olan kişilerin yaşamları boyunca düzenli olarak böcek ilacına maruz kalma ihtimalinin daha yüksek olduğu tespit edildi.

Amatör bahçıvanlar gibi “düşük seviye” kullanıcıları olarak sınıflandırılan kişilerin, hastalığı geliştirmeyen kullanıcılardan% 9 daha fazla olduğu görülmüştür. Çiftçiler gibi yüksek seviyedeki kullanıcıların bunu yapma olasılıkları% 43 daha fazlaydı. Böcek ilacına maruz kalma ile bağlantılı orta derecede bir risk var.

E vitamini Parkinson riskini azaltıyor

İyi E vitamini kaynakları arasında yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve bitkisel yağlar bulunur. Lancet Nörolojisi’nde yapılan bir çalışmada, mevcut veriler bir araya getirildi ve diyetlerinde bu yiyeceklerden bol miktarda yiyen insanların, Parkinson hastalığını geliştirme ihtimalinin daha düşük olduğu tespit edildi.

Kanada’daki Queen’s Üniversitesi’nden Dr. Mayhar Etminan ve meslektaşları, 1966 ve 2005 yılları arasında yayınlanan E ve C vitaminleri ve besin beta karoteninin etkilerini inceleyen sekiz çalışmayı inceledi. Hem orta hem de yüksek dozlarda E vitamini Parkinson riskini azalttığı görülmüştür. Bununla birlikte, C vitamini veya beta karoten de benzer bir etkiye sahipti. “İnsanlara iyi bir E vitamini alması için yeşil yapraklı sebzeler, zeytinyağı, tohumlar ve kuruyemişler açısından zengin, dengeli bir diyet öneriyoruz. E vitamini güçlü bir antioksidandır ve vücudu serbest radikal denilen reaktif oksijen moleküllerinin zararlı etkilerinden koruyor görünmektedir.”dendi.

Parkinsonlu Hastaların Beslenmesinde Dikkat Edilecek Noktalar

Parkinsona özgü bir diyet reçetesi olmasa da, genel sağlığı korumak için Parkinson hastalığı ile yaşayan çoğu insan çeşitli tahıllar, sebzeler, meyveler, süt ve süt ürünleri ile et ve fasulye gibi protein yönünden zengin yiyecekleri yemelidir. Düşük yağlı veya düşük kalorili ürünlerden kaçının. Tam yağlı süt, tam yağlı peynir ve yoğurt kullanın. Yetersiz beslenme ve kilo bakımı, genellikle Parkinson hastalığı olan kişiler için bir sorundur. Sağlıklı bir kiloyu korumanıza yardımcı olacak birkaç ipucu.

• D vitamini alımınızı arttırıp arttırmama konusunda doktorunuzla konuşun. D vitamini güçlendirilmiş süt ve süt ürünlerinde, yumurtada ve ton balığı, uskumru ve somon gibi yağlı balıklarda bulunur ve kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur.

• Beyin sağlığını geliştirmek için az miktarda ceviz, kaju fıstığı atıştırın. Ayrıca, yararlı antioksidanlar içeren meyveleri ve somon, ton balığı ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi beyinde iltihap önleyici etkileri olabilecek yiyecekler eklemeyi deneyin.

Doğru yiyecekler kemiklerinizi güçlü tutar, kabızlık ve kilo kaybı ile savaşır ve genel sağlık ve zindeliği korur.

• Yeterli su için (günde altı bardak) ve kahverengi pirinç, kepekli tahıllar (dilim başına üç gram veya daha fazla diyet lifi içeren ekmekler), meyve ve fasulye gibi sindirim güçlüğü ve kabızlığı azaltmak için lif bakımından zengin yiyecekler yiyin.

• İlaçlarınızı bir bardak su ile alın. Vücudunuzun ilacı daha verimli bir şekilde parçalamasına yardımcı olabilir.

• Uyumaya ara verebileceklerinden, özellikle yatmadan önce şeker alımını ve kafeini sınırlayın.

Kaynakça:

MAYOCLİNİC

UNDERSTANDİNG PARKİNSONS

LİNK BETWEEN PAKKİNSOS AND PESTCİDES

PARKİNSOS DİSEASE AND PESTİCİSEDES

]]>
http://www.helalmutfak.org/pestisidler-ve-parkinson-hastalari-arasindaki-iliski/feed 0
ADAPAZARI GİMDES HANIM GÖNÜLLÜLERİ AKTİF FAALİYETTELER http://www.helalmutfak.org/adapazari-gimdes-hanim-gonulluleri-aktif-faaliyetteler http://www.helalmutfak.org/adapazari-gimdes-hanim-gonulluleri-aktif-faaliyetteler#respond Tue, 12 Feb 2019 07:27:53 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1349 ADAPAZARI GİMDES HANIM GÖNÜLLÜLERİ AKTİF FAALİYETTELER

Sakarya’nın merkez ilçesi Adapazrı’nda Gimdes Hanım Gönüllülerinin organizesi ile “Helal Gıdanın Önemi ve Manevi Hayata Etkisi” başlığında bir program düzenlendi. 08.02.2019 cuma günü akşam Adapazarı Orhan Gazi Kültür Merkezinde, GİMDES Fıkıh Kurulu Üyesi Mustafa MERAL ve GİMDES Teknik Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Temsilcisi Ziraat Yüksek Mühendisi Suat SEZER’in konuşmacı olarak katılımıyla gerçekleşen programa özellikle hanımların yoğun katılımı dikkat çekti.

“Helal Gıdanın Önemi ve Manevi Hayata Etkisi” konulu program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı, daha sonra GİMDES Fıkıh Kurulu Üyesi Mustafa MERAL Hocanın, İslam Fıkhında Helal Gıdanın önemini ayeti kerime ve hadisi şerifler ile izah eden konuşmasından sonra GİMDES Teknik Kurul üyesi ve Ankara Temsilcisi Ziraat Yüksek Mühendisi Suat SEZER’de “Ne yediğinizin Farkındamısınız?”, “Gıda Katkı Maddeleri Nelerdir, Neden Kullanılır?”, “Helal Sertifikasyonun Gerekliliği” ve “GİMDES” başlıklarından oluşan konuşmasında; “Muhterem Beyefendiler, hanımefendiler öncelikle bu programı destekleyen ve katılım sağlayan sizler başta olmak üzere Sakarya Gimdes Hanım Gönüllülerine teşekkür ediyorum, ama özellikle 2012 yılında ilk açılan 11 adet Helal Dünya Marketinden biri olan Adapazarı Helal Dünya Marketini açıp bugüne kadar istikrarlı bir şekilde işletip yeğenleri Mustafa ŞANLI Beye devreden Ekrem ŞANLI Bey ve Emrah ŞANLI Hanım’a, Sakarya Gimdes Hanım Gönüllüler Temsilcisi Hilal ŞENLİ Hanım ve eşi Ali ŞENLİ Beye hassatenteşekkür ediyorum, Sakarya verimli ve bereketli topraklar üzerindedir, bu bereket “Helal Gıda çalışmalarında da kendini göstermektedir. Bu program da hayırlara vesile olsun inşaAllah.” diyerek emeği geçenlere teşekkür etti.

Program soruların cevaplandırılması ile sona erdi.

]]>
http://www.helalmutfak.org/adapazari-gimdes-hanim-gonulluleri-aktif-faaliyetteler/feed 0
HER TOPLUM NESLİNDEN SORUMLUDUR http://www.helalmutfak.org/her-toplum-neslinden-sorumludur http://www.helalmutfak.org/her-toplum-neslinden-sorumludur#respond Sun, 10 Feb 2019 07:12:40 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1344 HER TOPLUM NESLİNDEN SORUMLUDUR

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında oldukça sert (acımasız) pek güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse karşı gelmezler ve emredildiklerini yerine getirirler.” (Tahrim, 6)

Ailemize ve Çocuklarımıza karşı olan mesuliyetimiz, öncelikli mesuliyetlerimizdendir Bunlardan dolayı hesaba çekileceğimiz muhakkaktır. Ailemize ve Çocuklarımıza karşı ihmallerimiz varken, bazı haslet ve amellerimiz olsa bile, onlarla beraber cehenneme sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıyayız demektir.

Neslimizi ifsat etmeyi hedeflerinin başına yerleştiren din düşmanlarının, evlatlarımızı tuzağa düşürmek için her türlü entrikaya başvurduklarına, hergün şahit olmaktayız. Onların Allah (c.c)’a kulluk ortamında hayat sürdürmemeleri için her türlü kötülük ortamını cazip gösterip iştah kabarttıkları ve çocuklarımızı bütünüyle kuşatma altında tutmaya çalıştıkları herkesçe bilinen bir durumdur. Hiç kimse bunu görmemezlikten gelemez. Bugün din düşmanlarının sahip oldukları imkânlar, tarihin hiçbir döneminde sahip olamadıkları kadar çeşitlilik ve caziplik arz etmektedir.

Günümüzde en büyük sorunlar arasında yer alan çok önemli bir alan var. Çok önemli çünkü insan için temel ihtiyaç olan bir şey ‘sorun’ olarak ifade edilmeye başlandı. Çeşitli sağlık meselelerimizin temel taşlarından biri olan, hocalarımızın bu zamanın imtihanlarından biri olduğunu ifade ettikleri, aynı zamanda insanın hayatını devam ettirebilmesi için duyduğu temel ihtiyaçlardan biri. ‘BESLENME’.

Dinimiz bir bütündür, helallik dendiği an akla gelecek olan sağlıklı, temiz, faydalı şeylerin tüketimidir. Bu durumda bilimsel veriler de dini hükümleri doğrular nitelikte sonuçlar vermektedir. En basit örnek ile; içeriğinde şüpheli katkıların olduğu, rengarenk boyaların kullanıldığı, hammaddein yanında katkılardan oluşan paketli yiyeceklerin sağlığa zararı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Helal gıda hassasiyetine sahip insanlar da bu ürünlerden ‘içeriğinde haram katkılar olabilir’ şüphesi ile uzak durmaktadır.

Bebeğin beslenmesinin doğum ile başlamadığı aşikâr. Hatta anne karnında da başlamıyor. Anne rahminde ilk oluşum başladığında, anne ve babadan gelerek döllenme meydana getiren hücrelerin oluşumunda besin maddeleri etkilidir. Bu durumda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, bir bebeğin oluşumunda anne ve babanın öncesinde tükettiği besinlerin dahi etkisi vardır.

Beslenmenin, yolun en başından daha da öncesinde insan hayatına etki etmek için hazır beklediği buradan anlaşılır. Bununla ilgili şu ayeti de örnek gösterebiliriz: Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, tayyib olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. (Bakara 168)

Yediğimiz besinler vücudumuzda yapıtaşlarına ayrılır. Ardından bu yapıtaşları sırasıyla hücre, doku ve organlarımızı oluşturur. Bir insan çocuk sahibi olmaya niyetlendiğinde, döllenmenin gerçekleşmesinde görev alan kendisine ait hücreler olacaktır. Bu işin birinci aşamasıdır. Hamilelik oluştuktan sonrasında ise annenin tükettiği hatta vücuduna aldığı her şey doğrudan veya dolaylı yoldan fetüse ulaşacaktır. Bu konu ile ilgili bilimsel bir kitapta şu cümleler yer alır: ‘Embriyonun dolaşım sistemine göbek kordonuyla bağlı olan plasenta, aynı zamanda annenin ve embriyonun dolaşım sistemleri arasında önemli bir filtre işlevi görür.

Oksijen, protein, şeker ve vitamin gibi besleyici maddeler annenin kanından embriyo ya da fetüse geçer; bebeğin kanındaki sindirim atıkları ve karbondioksit, bu maddeleri bünyeden atabilen anneye geri gönderilir. Aynı zamanda virüs ya da annenin hormonları gibi birçok zararlı madde (hepsi olmasa da) plasentada bulunan çeşitli hücre zarlarından geçemeyecek kadar büyük oldukları için filtrelenirler. Bununla birlikte, ilaçların ve anestetik maddelerin çoğu ve bazı hastalık organizmaları plasentadan geçer.’

Bunların yanı sıra hamilelikte beslenme ile ilgili uzmanlar tarafından sürekli uyarılar yapılmaktadır. Beslenme şekilleri ve besin maddeleri önerilmekte, besinlerin hangi miktarda hangi şekilde tüketiminin çocuğun sağlığına ve gelişimine nasıl etki edeceği ile ilgili bilgiler verilmektedir.

Sağlıklı nesiller yetiştirmenin yolu, elbette sağlıklı beslenmek ve beslemekten geçecektir. Maddi ve Manevi sağlıklı bir insan olmaktan bahsediyoruz. Haram lokma yemenin bedene, ruha, karaktere, kalbe etkileri aşikâr. Annenin bir emanet taşıdığının farkına varması ile -hatta daha da öncesinde- helal beslenme konusunda sorumluluğu başlar. Anne ne tüketirse bebeğe de doğrudan ve dolaylı yoldan ulaşır. Nasıl ki annenin ruh halinden karnındaki bebek de etkileniyorsa, yediklerinden de etkilenecektir. Hamile bir anne aşırı stres yaptığında karnındaki bebeğin de rahatsız olduğu, sakin ve dingin bir günde ise bebeğin anne karnında huzurlu olduğu araştırmalar ile ispatlanmıştır. Dahası bazı araştırmalar hamileliklerinde çeşitli şiddetli sorunlar yaşayan annelerin çocuklarında da sorunlara rastlandığı örnekleriyle sonuçlanmıştır. Bu da demektir ki anne karnında bedenen şekillenme ile birlikte ruhen şekillenme de olmaktadır.

Helalliği şüpheli olan, haram olan katkı maddelerini içeren, şüpheli şeylerle donatılmış gıdaları tüketen bir insanın manevi yaşantısı nasıldır? İnsan kendinden ve çevreden örnekler arayarak düşünmelidir. Helal hassasiyeti ile beslenmeyen bir annenin manevi yaşantısında, ibadetlerinin lezzetinde, Allah’a olan bağlılığında var olan kopuklukların evladında da olma riski yoktur diyebilir miyiz? Elbette böyle bir risk ile büyüyecektir çocuk. Bir yemeğe giren salça ekşi olduğunda, tuzu fazla ekildiğinde, soğanının sağlam olup olmadığı belli olmadığında o yemek için asla lezzetsiz olmaz diyebilir miyiz? Helalliği kesin olmayan şeyler yiyerek geçirilen bir hamilelik sonucunda dünyaya gelen bir bebek için de asla Allah’a uzak bir Müslüman olmaz diyemeyiz.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Ali (r.a.)’a öğrettiği dua ne güzel: “Allah’ım! Bana helâl rızık nasip et ve haramlardan koru! Lütfunla beni Senden başkasına muhtaç etme!” (Tirmizî, Daavât 111)

Müslüman kişi kendinden ve yediğinden emin olmalıdır. Allah’ın emaneti olan bedenini ve ruhunu sağlıklı besleyen kişi olmalıdır. Hayatının her anını imtihan bilmeli, her şeyde Allah’ın rızasını nasıl kazanırım diye düşünmelidir. Kendimizin ve bizden yetişecek nesillerin başta güzel bir ebedi hayatı, sonrasında ise sağlıklı, huzurlu bir dünya hayatı için yaptıklarımız kadar yediklerimizden de mesulüz.

]]>
http://www.helalmutfak.org/her-toplum-neslinden-sorumludur/feed 0
SOĞUK GÜNLERİN ŞİFALI BİTKİLERİ VE İÇECEKLERİ… http://www.helalmutfak.org/soguk-gunlerin-sifali-bitkileri-ve-icecekleri http://www.helalmutfak.org/soguk-gunlerin-sifali-bitkileri-ve-icecekleri#respond Mon, 28 Jan 2019 07:08:59 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1340 SOĞUK GÜNLERİN ŞİFALI BİTKİLERİ VE İÇECEKLERİ…

LADEN, ALIÇ, ÜNNAP, SOĞAN, KEKİK, OKALİPTUS, ELMA, LİMON, SALEP, KEÇİBOYNUZU,ZENCEFİL, BİBERİYE, IHLAMUR, ADAÇAYI

Havalar soğudu, gripal enfeksiyonlar da yoğunlaştı. Hastaneler tıklım tıklım hastalarla doldu taştı. Bilhassa gripal hastalıklarda göğüs doluluğu insana nefes alıp vermede sıkıntılı durumlar oluşturuyor. Başına gelen bilir. O zaman çare olacak bir ilaç aramaya başlar insan. Eczanelerdeki ilaçların içeriklerini bilen insanın bir türlü ayakları eczanelere doğru gitmez. Başına gelen bilir demiştim, böyle hastalandığım bir günde doktor öksürük ilaçları yazdı reçeteme. İnceleyince hiçbirini içmeye cesaret edemedim.Ya etil alkol içeriyor, ya çoğunluk insan saçından veya domuz kılından üretilen sistain içeriyordu. İşte böyle sıkıntıya düştüğü bir anda insana Allah’ın yarattığı şifalı bitkiler imdadına yetişir.

Soğuk havalarda sıkça karşılaştığımız balgamlı öksürük sorunundan kurtulmak için ballı, acı biberli, kekikli ve soğanlı kürleri deneyin.

Balgam söktürücüler, hava kanallarında biriken ifrazatı çıkarmaya yardımcı olan ilaçlardır. Genellikle, normal nefes almayı zorlaştıran belirtilerin olduğu solunum problemleri, öksürük ve grip için kullanılır. Evde doğal yollarla balgam söktürücü yapabilirsiniz.

Batıyı taklid ede ede kendi kültürümüzü, kendi kimliğimizi kaybettik. Batının doğudan duyduğu ama bir türlü uygulayamadığı koruycu hekimlik,şifalı beslenme sistemi bizim kadim kültürümüzde bulunuyordu. Batıyı taklid etme uğruna bu önemli değerlerimizi unuttuk. Şimdi çeşit çeşit hastalıklarla boğuşuyoruz.

Kış aylarında soğuk algınlığı, grip, bronşit, zattüre gibi rahatsızlıklarımıza kullanabileceğimiz şifalı bitkiler konusunda yayınlanmış olan yazılarımızın linklerini toplu halde aşağıda bildiriyoruz. Allah sağlık ve selametler lutfetsin. Hastalıklarımıza ve hastalarımıza şifa lutfetsin.

şifalı bitkiler alıç,ünnap , şifalı bitkiler , Allahın Şifa kaynakları , aksarıkta şifalı bitkiler , şifalı bitkilerden laden

Tüm GİMDES Helal Ve Tayyib Sertifikalı Firmalarımızı görmek isterseniz TIKLAYINIZ…. GİMDES HELAL VE TAYYİB SERTİFİKALI FİRMALARIMIZ

Tüm GİMDES Helal Ve Tayyib Sertifikalı Ürünleri satın almak isterseniz TIKLAYINIZ SERTİFİKALI ÜRÜNLER İÇİN HDM MARKET ŞUBELERİMİZ

]]>
http://www.helalmutfak.org/soguk-gunlerin-sifali-bitkileri-ve-icecekleri/feed 0
BEBEK VE ÇOCUKLARDA SODYUM NİTRİTLE GELEN TIB1 DİYABET RİSKİ http://www.helalmutfak.org/bebek-ve-cocuklarda-sodyum-nitritle-gelen-tib1-diyabet-riski http://www.helalmutfak.org/bebek-ve-cocuklarda-sodyum-nitritle-gelen-tib1-diyabet-riski#respond Sun, 20 Jan 2019 07:01:38 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1335 BEBEK VE ÇOCUKLARDA SODYUM NİTRİTLE GELEN TIB1 DİYABET RİSKİ

Bebeklerde ve küçük çocuklarda pankreaslarının insülin üretme yeteneğine sahip olmadığı zaman Tip 1 diyabet oluşabilir. Insülin seviyeleri yakından takip edilmezse, bu hayatı tehdit eden bir durum olabilir. Sodyum nitritin yüksek alımı hamilelerde gelişen Tip 1 diyabet bebeğin riskini artırabilir.Amerikan Tıp Birliği diyor ki bu risk erkek bebekler için daha yüksektir.ve sodyum nitrite karşı vücudunuzun reaksiyonu nedeni ile bu durum oluşur. Sodyum nitritlerin yüksek olduğu su kaynağından hamile olarak içerseniz veya genç çocuğunuza sunarsanız çocuğunuzda Tip 1 diyabet riski de oluşabilir.

Yüksek sodyum nitrit içeren diyet gıdalar ve sucuk, salam, sosis gibi et ürünleri yendiğinde ağız, yemek borusu ve mide gibi sindirim sistemi, tahrişe neden olabilir. Tahriş oluşursa, ağrı, özellikle karın ağrısı görülebilir. Sodyum nitrit yüksek tüketimi de kan hasarı ve kan damarları ile ilişkilidir. Toksik düzeylerde, sodyum nitrit da hızlı kalp atışı ve solunum güçlüğüne ileride kanser riskine yol açabilir.

Sodyum nitritin tartışılabildiği ülkelerde bazı şirketler artık “nitrit-free” ve “nitrat-free” et ürünlerini, çok daha sağlıklı alternatifler olarak sunuyorlar, ancak bu ürünleri bulmak zor ve sadece sağlıklı gıda mağazalarında ya da organik bakkallarda mevcuttur. Et ürünleri için alışveriş yaparken Tüketiciler “Nitrit-free” ya da “Nitrat-free” etiketlerine bakmalıdırlar. Bu mağaza ve bakkallarda sodyum nitrit ile hazırlanan et ürünlerini hemen hemen hiçbir zaman bulamazsınız. Ülkemizde ise hiçbir yasağa takılmadan nitritlerin kullanıldığı ürünler konusunda en azından hamilelerimizi ve çocuklarımızı bu ürünlerden korumalıyız. Ne yazık ki bu konuda hassasiyet gösteren sertifikalama kurumu ise sadece GİMDES’tir. Sodyum nitritsiz, MSG’siz ürünler üreten firma sayımız ise çok azdır.

Tüm GİMDES Helal Ve Tayyib Sertifikalı Firmalarımızı görmek isterseniz TIKLAYINIZ…. GİMDES HELAL VE TAYYİB SERTİFİKALI FİRMALARIMIZ

Tüm GİMDES Helal Ve Tayyib Sertifikalı Ürünleri satın almak isterseniz TIKLAYINIZ SERTİFİKALI ÜRÜNLER İÇİN HDM MARKET ŞUBELERİMİZ

]]>
http://www.helalmutfak.org/bebek-ve-cocuklarda-sodyum-nitritle-gelen-tib1-diyabet-riski/feed 0