Helal Hayat Helal Mutfaklarda Başlar http://www.helalmutfak.org helal ürünlerden helal yemekler... Wed, 11 Dec 2019 09:19:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.2.5 HELAL VE TAYYİB HAYAT SİSTEMİNİN TEMELİNDEKİ AİLEYE KONAN BOMBAYA DİKKAT! http://www.helalmutfak.org/helal-ve-tayyib-hayat-sisteminin-temelindeki-aileye-konan-bombaya-dikkat http://www.helalmutfak.org/helal-ve-tayyib-hayat-sisteminin-temelindeki-aileye-konan-bombaya-dikkat#respond Tue, 10 Dec 2019 09:10:29 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1467 İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİRAN EVVEL İPTAL EDİLMELİDİR.
KADIN ERKEK ARASINDAKİ FITRATI YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR

Günümüz dünyasında özellikle de son yıllarda kadın en üste çıkarılarak kadın erkek arasında mutlak bir eşitlik, hatta pozitif ayrımcılıkla kadın daha yüksek gösterilerek Müslüman ülkelerdeki kadın erkek arasındaki fıtratın yok edilmesine çalışılmaktadır. Bu yapılırken de kadının siyasal oy potansiyeli ve kadının nefsine hoş gelen, kadının ezilmişliği, kadının korunması, özgürlük ve eşitlik kelimeleri birer araç olarak kullanılmıştır. Sözleşmede bunlar kullanılarak toplumumuza büyük zarar verilmesi hedeflenmiştir. Daha da ötesine geçilerek kadına pozitif ayrımcılık yapılmasını üye ülkelerin çıkaracakları yasal düzenlemelerle sağlaması hüküm altına alınmıştır. Allah kadını ve erkeği yaratırken değişik hususlarda birini diğerine üstün ve farklı kılmıştır. Örneğin sosyal hayat ve çalışma hayatı konusunda. Bu sözleşme sonrası kadının çalışması o kadar öne çıkarılmıştır ki Cumhuriyet tarihinden bu yana kadının sosyal ve siyasal hayattaki oranı hiç bu kadar fazla olmamıştır.
Güncel istatistikler gösteriyor ki, Bu yasadan sonra boşanmalar artmıştır, kadın cinayetleri artmıştır, kadına şiddet artmıştır, aile saadeti berhava edilmiştir.

Hani, bu kadını koruyacak bir sözleşme idi? Hani 6284 sayılı kanun iyi bir kanundu. Bilakis, bu sözleşme, bu kanun, kesinlikle kadına şiddeti ve cinayetlerini artırdı ve aile yapımızı yok etti.

“Avrupa’nın kültürel boyunduruğuna girmeyi taahhüt eden anlaşma” olarak tarif edebileceğimiz bu sözleşmenin toplumun yapı taşı olan aile kurumunu tehdit etmeye devam ettiğini artık görmeliyiz.

“Kadına şiddet” olgusu üzerinden erkekleri şeytanlaştırma ve “Cinsel eşitlik” adı altında sapkın cinsiyet örneklerinin şimdiden yaygınlık kazanmaya başlamış olması, üstelik cinsiyette sapkınlaşma çabalarının kanuni korumaya alınması, ileriki zamanlarda telafisi mümkün olmayan toplumsal kırılmaları beraberinde getireceği muhakkaktır”

“Ailenin çözülmesine yol açan Millî Eğitim, Aile Bakanlığı ve KADEM projeleri derhal durdurulmalıdır”

İstanbul Sözleşmesi’nin, imzalandığı günden bu yana kadına yönelik şiddeti bitiremedi ve evlilikler üzerinde yapıcı bir tesiri olmadı. “Sözleşmeler toplum içindir. Yasaların veya sözleşmelerin toplumların ihtiyaçlarına göre şekillenmesine ‘yaşayan hukuk’ diyoruz. Yani, hayati ihtiyaçları karşılayabilecek değişiklikler her yasa için söz konusudur. Nitekim bu sözleşmeyi farklı ülkeler farklı çekincelerle imzalamışlardır

“Aileye savaş açmış, toplum ve aileyi terörize eden İstanbul Sözleşmesi’nin, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin ve bağlı uygulamalarının Avrupa ülkelerindeki gibi geri dönülmez aşamalara gelmeden iptal edilmesini istiyoruz”

“İnancımızla ve ahlaki değerlerimizle bağdaşmayan İstanbul Sözleşmesi Aile Kurumumuz çökmeden derhal fesh edilmelidir. ”

“Tanzimattan bu yana en büyük tehdit ailenin çözülmesi tehlikesidir”

“Ailenin korunması Milli Güvenlik meselesi haline gelmiştir.

Ailenin çözülmesine yol açan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Milli Eğitim, Aile Bakanlığı ve Kadem projeleri derhal durdurulmalıdır”

BU YASA İPTAL EDİLİNCEYE KADAR SÜREKLİ BOYKOTA DAVET EDİYORUZ!

]]>
http://www.helalmutfak.org/helal-ve-tayyib-hayat-sisteminin-temelindeki-aileye-konan-bombaya-dikkat/feed 0
GİMDES AVRUPA’DA! (YURTDIŞINDA HELAL İLE DİRİLİŞ) http://www.helalmutfak.org/gimdes-avrupada-yurtdisinda-helal-ile-dirilis http://www.helalmutfak.org/gimdes-avrupada-yurtdisinda-helal-ile-dirilis#respond Mon, 25 Nov 2019 09:16:19 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1475 GİMDES AVRUPA’DA! (YURTDIŞINDA HELAL İLE DİRİLİŞ)

Bir Müslümanın yaşantısında en dikkat etmesi gereken hususları Rabbimiz kutsal kitabımız Kur’an-i Keriminde hükümler şeklinde ve Peygamberimiz (sav) Hadis-i Şerifler aracı ile bildiriyor. Hayatımıza aksettirmemiz gereken hükümlerden biri de Müslümanın yeme-içme adabıdır. Bu hükümler kapsamında neleri yiyebileceğimiz, içebileceğimiz, yani kısaca neyin helal ve haram olduğunu kattiyen bilmemiz gerekiyor. İnanıyoruz ki, bir Müslüman için namaz kılmak, oruç tutmak ve diğer farz ibadetler ne denli önemliyse, helal gıda ile beslenmek de bir o kadar önemlidir!

Rabbimize hamd olsun ki Hüseyin hocamızın Almanya’da başlayan Helal lokma davası yine Almanya’dan başladı.. Bizler de ne bahtiyarız ki Rabbim bizlere bu derdi benimsemeyi nasip etti. Bu derdimiz nedeniyle yememizi, içmemizi ve bir çok şeyi helalinden yapabilmek icin Kudsî bir yola çıktık. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize buyurdu:
“Kim, İslâmiyet yücelsin diye savaşıyorsa o Allah yolundadır”[Buharî, İlim 45, Cihâd 15, Farzu’l-humüs 10, Tevhîd 28]

Her ülkede Müslümanların yaşadığını baz alarak helal yollardan beslenmenin yurtdışında da çok önemli olduğu aşikardır. Bizler de vatanımızda başlattığımız helal lokma davamızı sınırdışına da taşıdık.

Sizlere gurur ile duyurabiliriz ki; GİMDES artık Avrupa da! İlk olarak Almanya’da GİMDES Hanımlar Kurulu Yurtdışı Temsilcisi Emine Arslanoğlu’nun başlattığı bilinçlendirme seminerlerine duyulan büyük ilgi diğer Avrupa ülkelerine de yayılmaya başladı. Hollanda, Belçika ve Avusturya’da helal gıda bilinci oluşturulabilmek için seminerler verilmeye başlandı.

Mayıs 2019 yılında Hollanda’nın Beverwijk şehrinde verilen seminerden sonra Belçika ve Avusturya’da seminerler verildi.Bu gösterilen ilgiden dolayı Hollanda’dan sonra, Belçika, Avusturya Hanımlar kurulu temsilcileri de aktif olarak bilinçlendirme çalışmaları yapmak için göreve başladı. Yapılan bilinçlendirme çalışmaları Avrupada da GİMDES sertifikalı ürün arayışlarını da artırıyor.

Müslüman kardeşlerimize helal gıda arayışının önemini yeniden hatırlatan ve bunu dava edinen başta GİMDES ailesine ve Avrupa temsilcisi hanım kardeşlerimize teşekkürü bir borç biliriz.

Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER’in Notu: Bizim hiçbir dahlimiz olmayan bu mektup elime geçince tuhaf bir heyecan duydum. Beni 1980’lerde 3 sene kaldığım Almanya’ya; Orada iken gurbetçi kardeşlerime belki bir nefes olur, kimliklerine daha fazla sahip çıkmalarına vesile olur düşüncesi ile yayınlanmasına vesile olduğum HİCRET Mecmuasına ve oradan da konumuzla ilgili 1983 yılında yayınlanan “AVRUPADA BİR İSLAM DEVLETİ KURULAMAZ MI?” makaleme götürdü.

]]>
http://www.helalmutfak.org/gimdes-avrupada-yurtdisinda-helal-ile-dirilis/feed 0
ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR? DİKKAT! MÜSLÜMANIN SON KALESİ “AİLE” YIKILMAK İSTENİYOR http://www.helalmutfak.org/canlar-kimin-icin-caliyor-dikkat-muslumanin-son-kalesi-aile-yikilmak-isteniyor http://www.helalmutfak.org/canlar-kimin-icin-caliyor-dikkat-muslumanin-son-kalesi-aile-yikilmak-isteniyor#respond Wed, 20 Nov 2019 09:13:41 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1472 ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR? DİKKAT! MÜSLÜMANIN SON KALESİ “AİLE” YIKILMAK İSTENİYOR

GiMDES Hanımlar Kurulunun tertip ettiği “AİLEYE NASIL KIYDINIZ?” isimli konferans, birçok katılımcının iştirakı ile gerçekleştirilmiştir. Avukat Sena Özdemir ve Kübra Elif Ediz Hanımların katılımlarıyla gerçekleşen konferansta ilk konu olarak aileye değinilmiştir. Daha sonra da aileye, ailenin temeline dinamit koyan İstanbul sözleşmesi ve savunduğu toplumsal cinsiyet eşitliliğinin tehlikeleri üzerinde konferans devam etti.

Avukat Kübra Elif hanım aileden bahsederek, aile kelimesinin Arapça kökeninden gelen ve dayanak manasında bir sözcük olduğunu söyledi. Türk Medeni kanununun temelini oluşturan İsviçre Medeni Hukuku onun da temeli Roma hukukudur. Roma hukuku, tamamen erkek baskısı altında idare edilen Roma’da kadınların hiç bir yeri yoktur. Tahrif edilmiş İncil ve Tevratta da kadının hiçbir hakki olmadığı görülmektedir. Halbuki Müslümanlarda kadının hakları vardır. İslamiyet ailenin korunmasına önem verir. Müslümanlar olarak tüm dünyadaki aile yapısının korunmasından mesuluz. Bunun için Müslümanlar olarak öncelikle kendi kapımızın önünü temizlememiz gerekir. Aileyi Koru emrini öncelikle biz uygulamamız gerekir ki tüm dünyaya örnek olalım.
Aileyi oluşturan kadın ve erkeği sağ ayak ve sol ayak olarak düşünürsek sağ ayak sol ayağın ayakkabısını giyemeyeceği gibi sol ayak da sağ ayağın ayakkabısını giyemez. O yüzden cinsiyetler arasında bir eşitlikten değil bir adaletten bahsetmek lazım. Eğer bu aile yapısını düzgün olarak yürüyebilmesi isteniyorsa, herkes görevini tam yapmalı. Tek başına yürümek zor olduğu için bir kadın ve bir erkek gerekiyor. Türk Medeni kanunu İsviçre Medeni kanunundan aldığımız için burada sıkıntı çıkıyor. Çünkü bizim aile yapımıza uymayan bir Medeni kanun. Bizim aile yapımızla hiç alakası olmayan bir kanun.

Avukat Sena Özdemir ise İlahi yaradılışa aykırı olan toplumsal cinsiyet eşitliliğinden bahsetti. 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi 2014 yılında yürürlüğe girdi. Sözleşmeler kanunların üstünde olduğu için kanun bu sözleşmeye göre değiştirildi. Bir toplumun değiştirilmesi için en hızlı sistem kanunla uygulanmasıdır. Yürürlüğe girer girmez ana okulları dahil bütün okullarda ve Diyanette eğitimler verildi. Burada tanım aile olarak değil ev içi durumları kapsıyordu. Burada bahsedilenler eşler ya da partnerlerdi. Tanımlandırmalara eşcinseller de girdi.

Türkiye maalesef bu sözleşmeye çekimserlik bile koymadan olduğu gibi kabul etmiş. Fakat dünyanın bazı ülkelerinde bu kabul edilmemiş. Ermenistan , Rusya dahi kabul etmemiş aile yapımıza uygun değil diye. Bulgaristan kabul etmiş ama zararlarını görünce geri çekilmiş. Ama bu sözleşmeyi kabul eden ülkelerde yapılan araştırmalar sonucunda o uygulanan yerlerde tecavüz vakaları çok hızlı artıyormuş . Hastanelerde cinsiyet değiştirme ameliyatları çok hızlı artıyormuş. Aileyi biz nasıl koruyabiliriz ? öncelikle geniş aile metaforu yani ailenin içinde dedelerin ninelerin olduğu yani aile büyüklerinin de olduğu bir aile yapısı olması lazım. Aile arasında problem çıktığı zaman bizim dinimizde emredildiği gibi ilk önce aile büyüklerinin hakemler tespit edilmesi lazım aileye hakemlerle bir arada tutmaya çalışmamız lazım bu çok önemli ve bu konuda İstanbul sözleşmesi’nin toplumumuz için uygun olmadığını belirtmek için hep beraber CIMER’e şikayet edilmesi lazım.

]]>
http://www.helalmutfak.org/canlar-kimin-icin-caliyor-dikkat-muslumanin-son-kalesi-aile-yikilmak-isteniyor/feed 0
MÜSLÜMAN KADININ TESETTÜRÜNE KEMALİST SALDIRI! http://www.helalmutfak.org/musluman-kadinin-tesetturune-kemalist-saldiri http://www.helalmutfak.org/musluman-kadinin-tesetturune-kemalist-saldiri#respond Sat, 16 Nov 2019 09:12:12 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1470 MÜSLÜMAN KADININ TESETTÜRÜNE KEMALİST SALDIRI!

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

İstanbul Karaköy’de kendi halinde yolda yürüyen başörtülü iki genç kız, tesettürsüz bir kadının yumruklu saldırısına uğradı. Genç kızlar neye uğradığını şaşırırken, saldırgan kadın ise yumruk attıktan sonra hakaretlerine devam etti. Olay anına tanıklık eden bir esnaf, “Biz sesler üzerine dışarı çıktık. Kadın o sırada başörtülü kızlara bir saldırı gerçekleştirmişti. Çok agresif tavırlar sergiliyordu. ‘Pis Müslümanlar. Sizin burada işiniz yok’ tarzında cümleler kurdu.” dedi. Çirkin saldırının görüntülerinin sosyal medyadan yayınlanması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Başsavcılık olayla ilgili soruşturma başlattı.

Kemalistler medyada kıyametler kopartıyor ki; Bu olayı yapan bir deli dolayısı ile Kemalistlere suç atmayın. Yalan söylemeyin biz biliyoruz ki İslami vecibelere karşı yüz yıldır hepinizin kalbinde aynı kin ve nefret duyguları taşıyorsunuz. Güçlü olduğunuzu sandığınız zaman dilimlerinde Müslümanlara çektirdiğiniz zulümleri unutmadık, unutmayacağız.
TESETTÜR OLMAZSA OLMAZ, BİZİM İMANİ BİR MESELEMİZDİR…

“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) başları dahil, bedenlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Ahzap.59)

97 yıl önce Maraş’ı işgal eden Fransız ve Ermeni askerlerden üç kişi, Müslüman kadınların peçesini açmaya çalıştığı için Sütçü İmam tarafından vurulmuş, böylece Maraş direnişi başlamıştı. Kahramanmaraş’ta kurtuluşun mimarı olarak anılan Sütçü İmam, 31 Ekim 1919’da işgalci Fransızlara ilk kurşunu atarak kurtuluş hareketini başlatmıştı.

O dönem adı Maraş olan şehrin Uzunoluk semtinde süt satarak geçimini temin ettiği için Sütçü diye anılan, asıl adı İmam Ali olan Sütçü İmam, Fransız işgali sırasında Fransız ordusuna mensup bir Ermeni askerinin “Burası artık Türk memleketi değildir. Fransız müstemlekesinde peçe ile gezilmez!” diyerek Müslüman kadınlara sataşması üzerine ateş açmıştı.

Müslümanlar olarak bizim yaşam tarzımızın olmazsa olmaz imani şartlarından biri de erkek ve kadının uymak zorunda olduğu TESETTÜR’dür. Nasıl ki erkekler, erkek ve kadının yanında en az vücudunun göbek ve diz kapağı arasında kalan kısmını güzelce setr etmek, örtmek zorunda ise; kadınlar da namahremlerinin yanında yüz hariç saçlarından vücudlarının kol ve ayak bileklerine kadar olan kısmını setr etmekle, örtmekle mükelleftirler.

Ey Kadın, senin HİCABIN bizim namusumuzun fanusudur” demişti İkbal
“Asımın nesli diyordun, nesilmiş gerçek,İşte çiğnetmedi namusunu,
Çiğnetmeyecek” demişti Akif. Kıyamınla onların ruhlarını şadettin.
Yarın milyonlar geliyor izinden, bunu dünya bilsin!
Ve bir ateş yaktın ve düştün kalbine tüm Müslümanların
Başın diktir artık senin. Ve nurdur seçtiğin
Yurdun kadınlarının yolunu aydınlatan bir nur oldun
Sen muzaffersin. Ve seni sinesinde yetiştiren bu millet muzaffer.
Ve işte biz senin yolunda dimdik yürümeye azmettik.

BİZİM YAŞAM TARZIMIZ

TESETTÜR İMANİ BİR MESLEMİZ

]]>
http://www.helalmutfak.org/musluman-kadinin-tesetturune-kemalist-saldiri/feed 0
İSLAMİ İLİMLER IŞIĞINDA EĞİTİM SEFERBERLİĞİNİ BAŞLATIYORUZ http://www.helalmutfak.org/islami-ilimler-isiginda-egitim-seferberligini-baslatiyoruz http://www.helalmutfak.org/islami-ilimler-isiginda-egitim-seferberligini-baslatiyoruz#respond Wed, 23 Oct 2019 14:00:55 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1462 İSLAMİ İLİMLER IŞIĞINDA EĞİTİM SEFERBERLİĞİNİ BAŞLATIYORUZ!

HER TOPLUM NESLİNDEN SORUMLUDUR

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında oldukça sert (acımasız) pek güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse karşı gelmezler ve emredildiklerini yerine getirirler.” (Tahrim, 6)

Toplum olarak geldiğimiz bu noktada, önemli bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bu dönemin en önemli programlarından biri ise, yediden yetmişe kadar toplumumuzun bilincini ve bilgisini artıracak İslami İlimler ışığında,Helal temelli, yaygın ve örgün, eğitim yapacak Eğitim Kurumlarımızın Kurulması ve Yürürlüğe Sokulması Seferberliği olacaktır. Bu seferberlik Ana Mekteplerden, Meslek kazandıracak, Bilimsel kariyer yaptıracak Yüksek Meslek Mekteplerine kadar yaygın olacaktır. Kadim milli kültürümüzdeki adıyla bu sistemin adı Medrese Eğitim Sistemi olacaktır.
Ailemize ve Çocuklarımıza karşı olan mesuliyetimiz, öncelikli mesuliyetlerimizdendir, Bunlardan dolayı hesaba çekileceğimiz muhakkaktır. Ailemize ve Çocuklarımıza karşı ihmallerimiz varken, bazı haslet ve amellerimiz olsa bile, onlarla beraber cehenneme sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıyayız demektir.

Neslimizi ifsat etmeyi hedeflerinin başına yerleştiren din düşmanlarının, evlatlarımızı tuzağa düşürmek için her türlü entrikaya başvurduklarına, her gün şahit olmaktayız. Batıdan devşirme mevcut Eğitim Sistemimizden yararlanarak çocuklarımızın Allah (c.c)’a kulluk ortamında hayat sürdürmemeleri için her türlü kötülük ortamını cazip gösterip iştah kabarttıkları ve çocuklarımızı bütünüyle kuşatma altında tutmaya çalıştıkları herkesçe bilinen bir durumdur. Hiç kimse bunu görmemezlikten gelemez. Bugün din düşmanlarının sahip oldukları imkânlar, tarihin hiçbir döneminde sahip olamadıkları kadar çeşitlilik ve caziplik arz etmektedir.

HER NİZAMIN BİR İNANÇ SİSTEMİ VARDIR!

Yeryüzünde yaşayan bütün milletlerin, üzerinde yaşama düzenlerini bina ettikleri ve yürüttükleri, bir inanç sistemi vardır. Milletler bu inanç temelleri ile her müşkülünü yener ve meselelerini bu inançlara göre çözer, hayat görüşlerinin sınırlarını bununla çizer, dünyadaki gayelerini bununla tayin ederler. Bu sebepledir ki, dünyada kurulmuş olan her düzenin bir inanç sistemi vardır. İnanç sistemi, kainatın mutlak değerlerine uygun, sağlam ve doğru olduğu takdirde, toplum şeref ve kurtuluş merdiveninde hızla yükselir, refaha kavuşur, üzerine çöken gönül rahatlığı ve iç huzuru ile de hakiki saadete erer.

Ama inanç sistemi bozuk yada hatalı olursa, o inanç sistemi ile de meydana gelen düzen her şeyi ile berbat ve bozuk olur.

Bu nizam ve gösterdiği çözüm yollarının doğruluğunu kabul etmek bile Müslüman inancından doğmadığı için aranan terakkiyi ve istenen saadeti temin edemez. Fertler, inançlarından doğmayan bu yeni nizamın korunması ve iyi bir şekilde tatbik edilmesi hususunda bir gayret gösteremezler.

Birçok İslam ülkelerinde olduğu gibi, bu ülkelerde tatbik edilmekte olan nizamlar Müslümanların inançlarından mülhem değildir. Bugünkü gerçekler, İslam inancı ile diğer nizamlar arasındaki aykırılığı ispat etmiştir. Ortaya çıkan iktisadi, içtimai buhranlar bu zıtlığın bir neticesinden başka bir şey değildir. İki şahsiyetli bir insanın huzur içinde yaşaması nasıl mümkün olamazsa inançlar ile çatışan bir günlük hayat içinde yaşamaya zorlanan bir Müslüman toplumda da patlamaların oluşması kaçınılmazdır.

Neticede iki yoldan birine karar vermek zorunda kalınır:

a- Ya, inanç hükümleri ile bağdaşmayan yeni nizamı tümü ile reddeder ve yeniden İslam nizamına döner.

b- Veyahut da inancı ile açık çelişmelerine rağmen yeni nizamı kabullenerek, İslamı tamamen terk etmeye karar vermiş olur. “Her kim İslam’dan başka bir din ararsa bu din elbette ondan kabul olmaz.” (Ali İmran,85)

Dayandıkları inanç temelleri bakımından birbiri ile çelişen iki nizamın bazı kısımlarının eklenerek yürütülmesinde de çelişkiler doğar. Netice olarak bu çelişme, alınan nizamın tatbikatında güçlüklerin doğmasına ve karışıklıkların çıkmasına sebep olmak nedeni ile, bu çelişkiler arasını uyuşturma gücüne sahip olmayan millet fertlerinin yolunu şaşırmasına sebep olur.

Halbuki, temelde her Müslüman, İslam nizamının bütününü bir kul olarak kabul etmek mecburiyetindedir. Bu nizamın bütün hükümlerine inanması ve onları tatbik etmeye çalışması her Müslümana bir vecibedir. Bu İslam inancının bir icabıdır. Aksi halde inanmamış olanlardan sayılır. “Kitabın bazısına inanır ve bazı taraflarını inkar mı edersiniz” (Bakara/85) hükmü ibret vericidir.

İslam nizamı ve gösterdiği çözüm yolları, Kur’an-ı Kerim’den ve Sünnet-i Nebeviden alınmış Şeriat hükümleridir. Mü’minlere düşen, dinlerinin parlaması, itikadlarının sağlamlaşması ve inançlarının kuvvetlenmesi için bu nizama ve onun dayandığı temellere kat’i olarak inanmalarıdır.

Hiç şüphesiz ki İslam inancı, Müslümanların, kendi prensiplerine, kısmen dahi, uymayan bütün nizamları reddetmesini farz kılar. Zira bu nizamları kabul etmek, bunların doğruluğuna, kendi inanç ve nizamının ise doğruluğunda şüpheye düşmek olur. Aynı zamanda bu durum, Müslümanları akidelerinden uzaklaştırmaya ve İslam dışı inanç ve nizamları kabul etmelerine vesile olur. Bu duruma düşmek ise açık bir küfürdür.

Bu uyuşturucu mekanizma içerisinde Müslümanın çok uyanık ve dinamik olmak mecburiyeti vardır. Allah (c.c.) ‘ın şu açık hükmüne tam iman etmesi gerekir: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Sonra bir şeyde uyuşmazlığa düştüğümüz vakit, hemen onu Allah ve Resulüne götürünüz. Eğer Allah’a, Resulüne Ve ahret gününe gerçekten inanıyorsanız!.. (Nisa/59)

Netice olarak sözün özü odur ki bütün dünya milletleri için yeni bir nizam getirmek caiz olsa dahi, bu durum İslam alemi için bahis konusu olamaz. Gerçekte doğru olan “ Cemiyetlerin bütün nizamlarının yalnız İslam inancından alınarak düzenlenmesi gerekir.” denmesidir.

Bir asırdan beri batıl sistemlerin pençesinde inim inim inleyen İslam alemi, çektiği bu çile ve sıkıntıdan sonra beşeri nizamların hiçbir saadet ve huzur getirmediğini anlamış gözüküyor. Bugünün Müslümanı bu gerçekleri yakalamış olarak, İslama dönmenin önemini bir kez daha vurguluyor.

Bir asırda, bu kokuşmuş ve çarpık nizamların insanlara mutluluk getiremediği, aksine insanları ızdırap, mutsuzluk ve sefalete sürüklediği anlaşılmış bulunmaktadır. Bu tarihi dönüm noktasında Müslümanlar olarak bizler, meselenin şuuruna ermiş dava insanları olarak birtakım fedakarlıkları kendi nefsimize kabul ettirmek zorundayız. Mal ile can ile cihat anlayışına gelmek mecburiyetindeyiz.

Müslüman kişi Hayatının her anını imtihan bilmeli, her şeyde Allah’ın rızasını nasıl kazanırım diye düşünmelidir. Kendimizin ve bizden yetişecek nesillerin başta güzel bir ebedi hayatı, sonrasında ise sağlıklı, huzurlu bir dünya hayatı için yaptıklarımızdan ve yapamadıklarımızdan mesulüz.

Aslımıza, özümüze dönme vaktidir. Baştan aşağıya, iğneden ipliğe kadar yerli ve milli, hem de Helal ve Tayyib şartlarda, İslami İlimler ışığında, yaygın ve örgün, eğitim yapacak Eğitim Kurumlarımızın Kurulması ve Yürürlüğe Sokulması Seferberliğine, 2020 yılında başlamaya karar vermeliyiz . Bu seferberlik Ana Mekteplerden, Meslek kazandıracak, Bilimsel kariyer yaptıracak Yüksek Meslek Mekteplerini ihata edecektir. Kadim milli kültürümüzdeki adıyla bu sistemin adı “Medrese Eğitim Sistemi” olacaktır. Dünya Helal Vakfı olarak Daru’l Halal Medresesi projemizle biz de bu seferberliğe VİRA diyoruz. DUNYA HELAL VAKFI

BAĞIŞLARINIZLA ALLAH RIZASI İÇİN BU PROJEYE YARDIM EDİN

]]>
http://www.helalmutfak.org/islami-ilimler-isiginda-egitim-seferberligini-baslatiyoruz/feed 0
GİMDES HELAL VE TAYYİB SERTİFİKALAMA SİSTEMİNDE SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDEKİ KRİTİK KONTROL NOKTALARI http://www.helalmutfak.org/gimdes-helal-ve-tayyib-sertifikalama-sisteminde-sut-ve-sut-urunlerindeki-kritik-kontrol-noktalari http://www.helalmutfak.org/gimdes-helal-ve-tayyib-sertifikalama-sisteminde-sut-ve-sut-urunlerindeki-kritik-kontrol-noktalari#respond Wed, 18 Sep 2019 06:53:16 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1455

GİMDES HELAL VE TAYYİB SERTİFİKALAMA SİSTEMİNDE SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNDEKİ KRİTİK KONTROL NOKTALARI

KESİNLİKLE İZİN VERİLMEYENLER:

• E407 KARRAGENAN / CARRAGEENAN
• E211 SODYUM BENZOAT / SODIUM BENZOATE
• NATAMİSİN
• JELATİN/GELATİNE
• ANTİBİYOTİKLİ SÜT
• SENTETİK KORUYUCU
• E950 YAPAY TATLANDIRICILAR / ARTIFICIAL SWEETENERS*
• YAPAY RENKLENDİRİCİLER / ARTIFICIAL COLOURING*
• BİTKİSEL YAĞ VE MARGARİN

KRİTİK KONTROL NOKTALARI:

Kültürler, Mayalar, Nisin, Şirden Mayası, Enzim, Aroma, Süt, Süt Tozu, Beta Karoten, Mono ve Digliseritler.
Helal şartlarda üretimleri gerekmekte olup güvenilir bir kurumdan Helal belgesine sahip olmalıdır.

]]>
http://www.helalmutfak.org/gimdes-helal-ve-tayyib-sertifikalama-sisteminde-sut-ve-sut-urunlerindeki-kritik-kontrol-noktalari/feed 0
BİR KÜRTAJ OLAYI FİLME ÇEKİLDİ… http://www.helalmutfak.org/bir-kurtaj-olayi-filme-cekildi http://www.helalmutfak.org/bir-kurtaj-olayi-filme-cekildi#respond Tue, 17 Sep 2019 06:44:05 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1445

BİR KÜRTAJ OLAYI FİLME ÇEKİLDİ… KÜRTAJDA ÇIKARTILAN CENİNLER KOZMETİKTE KULLANILIYOR!
İLÂÇTA DOMUZ!!!… KOZMETİKTE CENİN KATKISI !!! .

Kürtajı yapan evli olmayan genç bir doktordu. İki ayrı kürtaj kliniğinde çalışıyordu ve 10.000 ‘e yakın kürtaj yapmıştı.

Kendisinden filmin editörü olmasını istedik. kabul etti. Filmi seyretti, editör oldu ama odadan çıktıktan sonra bir daha kürtaj yapmadı . Kamerayla çekim yapacak kadın da özel olarak seçilmişti. Bu kadın kürtajı şiddetle savunan bir feministti.Ancak kendi eliyle görüntülediği filmi seyrettikten sonra kürtajla ilgili konularda hiçbir tartışmaya katılmadı.

Filmde önce bebek ana rahminde rahatça hareket ederken görüntüleniyor. Kürtajı yapan kişi rahme müdahele ettiği zaman çocuk bir an dona kalıyor. Müdahelenin aksi istikametine, rahmin diğer tarafına doğru kaçmaya çalışıyor.Kalp atışları 140’tan 200’e çıkıyor.Kürtaj yapan kişi çocuğu ararken çocuğun dehşetle ağzını açtığını görüyorsunuz. Sonra kürtaj yapan el ona doğru uzanıyor, çocuğun ağzı öylesine açılıyor ki , çığlık atışını filmde görebiliyorsunuz. Kürtajı yapan ya da olmayı kabul eden insanlar acaba bir hayatı katlettiklerinin farkındalar mı?”

Kürtaj hikayesinin satırlarını bile okurken insan ürperdiği halde nasıl olur da hissettiği , yaşadığı bir şeyden dehşete kapılmıyor ve korkmuyor?Aslında iş bununla da kalmıyor, insanoğlu vahşetini bir kürtajdan arta kalan ceninlerin kullanımıyla sergilemeye devam ediyor. Nitekim kozmetik firmalarının ürünlerine kürtajla alınmış bebeklerin ceninleri kullanılıyor. Başta Fransa’da kullanılmak üzere birçok 3. dünya ülkesinden getirilen kürtajla alınmış bebeklerin kozmetik firmlarına satıldığı bildirliyor. Bunun delili olarak da ABD ve Avrupa’da kamyonlar dolusu ceninin ele geçirilmesi gösteriliyor.

kozmetik sanayinin imparatoriçesi yahudi asıllı Helena Rubinstein’in ürünlerinin reklamlarında ”cildin gen ve yaşayan hücrelelerle” güzelleştiği belirtliyor.Gel gör ki , bu ürünlerin yapımında kullanılan COLLOGEN adlı maddenin ceninden elde edildiği bilindiği halde bilinmezlikten geliniyor ve zavallı güzellik düşkünü insanlar da ciltlerinin güzelliği için kullandıkları kozmetik ürünlerinin mayasında , katledilen birçok hayatın var olduğunun

farkında bile değiller. yoksa aksi olarak ”Vahşetle güzellik olmaz”düsturundan çok mu uzak bu insanlar? Dünya bu vahşette yüzerken Türkiye geri kalır mı? Araştırmalar Türkiye’nin gizli cenin cenneti olduğunu ortaya koymuştur. Nitekim Türkiye’nin en büyük doğum hastanesi olan ismi bizde saklı kadın hastanesinde çalışan üst düzey bir yetkili kürtajla alınan ceninlerin kozmetik firmalarına satıldığını söylüyor. Adının açıklanmasını istemeyen yetkili kozmetik firmalarının kürtaj yapılan bütün hastanlere eleman gönderdiğine dikkat çekerek bu elemanların ceninleri satın alma işlemini son derece gizli yürüttüklerini ve bu ticaretten hastanelerin hayli yüklü gelir de elde ettiğini kaydediyor.

08/10/2005 de gidaraporu.com sitemizde yayınladığımız yazımız:

İLÂÇTA DOMUZ!!!… KOZMETİKTE CENİN KATKISI !!!

]]>
http://www.helalmutfak.org/bir-kurtaj-olayi-filme-cekildi/feed 0
ÇOCUKLARIMIZ İÇİN OKULLAR İŞBAŞI YAPTI!… http://www.helalmutfak.org/cocuklarimiz-icin-okullar-isbasi-yapti http://www.helalmutfak.org/cocuklarimiz-icin-okullar-isbasi-yapti#respond Tue, 17 Sep 2019 06:42:13 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1440 ÇOCUKLARIMIZ İÇİN OKULLAR İŞBAŞI YAPTI!…
ÇOCUKLARIMIZI BİLE BİLE ZEHİRLEMEYELİM
ÇOCUKLARIMIZI HALA FASTFOOD GIDALARDAN UZAKLAŞTIRAMADIK.
ÜŞENMEYELİM ÇOCUKLARIMIZA BESLENME ÇANTALARI HAZIRLAYALIM
LÜTFEN ÇOCUKLARIMIZI KORUYALIM. ÇÜNKÜ ALLAH ONLARI BİZE EMANET OLARAK VERMİŞTİR.

Okullar açıldı. Çocuklarımızı ve anne-babalarını tatlı bir okul telaşı sardı. Sokaklarda, pazarlarda, dükkanlarda ve evlerde bu tatlı telaş devam ededursun, biz her yıl anane haline getirdiğimiz Okullarımızın açılış günlerinde anne babalarımızı, okul yönetimlerimizi, okul aile birliklerimizi ve devlet yöneticilerimizi ,hayati önemde gördüğümüz bazı noktaları hatırlatmak istiyoruz.

Çocuklarımız bugün gönül dünyamızın çiçekleri, yarın ise ülkemizin geleceğinin teminatıdır. O halde çocuklarımızın okul dönemi beslenmelerine ve bu beslenmede önemli bir konum kazanmış olan okul kantinlerinin durumuna bir bakalım hep birlikte diyoruz.

Okul çocuklarının beslenmesinde şu sağlıklı beslenme ilkeleri geçerlidir.

• Besin çeşitliliğinin sağlanması
• Sağlıklı vücut ağırlığının korunması• Lif ve selüloz bakımından zengin gıda maddelerinin tüketilmesi
• Yağ ve şeker tüketiminin sınırlandırılması
• Vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınması

Bilinçsiz beslenme, sağlıksız nesiller yetişmesine neden olur. Kalp hastalıkları, bazı kanser türleri, allerjik rahatsızlıklar ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi pek çok ciddi hastalığın temeli çocuklukta atılır. Bu nedenle çocuklarınız daha küçük yaşlardayken onlara düzenli beslenmeyi öğretmek gerekir. Beslenme eğitimi ne kadar erken başlarsa, çocuğun gelişim ve zekâ düzeyi ile bağışıklık sistemi de o denli güçlenir.

Hal böyle olunca, abur cubura dikkat etmek gerekecektir. Ama maalesef bütün çocuklar cips, kraker, çikolata ve şekerlemeleri çok sever. Zaten bunlar da çocuklar için üretilir; ama her konuda olduğu gibi bunların da azı karar, çoğu zarardır. Yeni beslenme alışkanlıklarından fast-food beslenme de kalbe zarar vermektedir. Çünkü daha çok hazır yiyecek satışı yapılan yerlerde uygulanan yüksek ısıda pişirme tekniği, doğal yağların içeriğinde kimyasal değişiklikler oluşturur. Bu besinler başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına davetiye çıkarır. Bu nedenle uzmanlar “fast-food” olarak adlandırılan beslenme alışkanlığının gençler arasında yaygınlaştığı ve kalp krizi geçirme yaşının da giderek düştüğünü vurguluyor. Son yıllarda Türkiye genelindeki istatistikler gözden geçirildiğinde kalp krizinin 12’li yaşlara kadar indiği görülür. Son yıllarda 12, 15, 17 yaşlarındaki çocuklarımızın ani kalp krizi sonucunda vefat haberleri konunun ne ölçüde önemli olduğunun göstergesidir.

Bu çerçeveden bakınca, okul kantinlerinin vahim durumuna daha bir dikkat etmek gerekiyor. Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığımızın Sağlık Bakanlığı ile birlikte yayınladıkları genelge ve yönetmenliklerle bu konuda sıkı şartlar getirmelerine rağmen , yer yer yeterli denetim ve uygulamaların olamaması sebebi ile sıkıntılarımız devam etmektedir.

Çünkü okul döneminde kantinler çocuklarımızın beslenmesinde çok önemli bir yer tutmakta. Çocuklarımız için fast-food yiyecekler daha cazip olduğu için öğle yemeklerini beğenmeyen çocuklarımız, beslenmek için kantine yönelmekteler. İşte bu noktada risk ve tehlike başlamakta. Şöyle ki:

1. Birçok Kantinlerde ,hala, personel hijyeni son derece kötüdür. Gıda hazırlayan çıplak eller aynı zamanda para alışverişi de yapmaktadır. Bu durumda kantinden alınan besinin besleyici olmaktan çıktığını söyleyebiliriz. Para, binlerce kez el değiştirdiğinden ve binlerce kasaya girip çıktığından tam bir mikroorganizma yuvasıdır. Bundan dolayı para yoluyla hastalık bulaşmasına dikkat edilmelidir.

2. Birçok Kantin personelinin belli dönemlerde yapması gereken portör muayeneleri düzenli olarak yapılmamaktadır.

3. Birçok Kantin sahasının hijyenik temizliği yetersizdir. Okullarda haşere mücadelesi hizmetleri yapılmadığından, eklembacaklılar ve kemirgenler de çocuklarımız gibi beslenmek için kantine gelmekte, ihtiyaçları olan gıdaları fazlasıyla burada bulmakta ve beslenmelerinin akabinde tekrar yuvalarına dönmektedir. Mevcut haşerelerin taşımış olduğu mikroorganizmalar böylece kantinin her yerine ve tabiî ki çocuklarımızın tükettiği besin maddelerine de bulaşmaktadır.

4. Birçok Okul kantinlerindeki soğuk hava dolaplarının durumu da iç karartıcıdır. Gıda zehirlenmelerinde gıda kaynaklı etkenlerde en büyük faktör kantin buzdolabıdır. Kantin yetkilisi buzdolabını kullanmayı bilmemekte, soğukluk etkisini ölçememekte ve ürünleri gelişi güzel yerleştirmektedir. Buzdolabı, yapısı gereği belirli miktarda gıda maddesini soğutabilmektedir, bu kapasite belirlenmiştir. Bu kapasitenin yükselmesi durumunda soğutma etkisi azalmakta, dolap içinde kızışma olmaktadır. Yine buzdolabı kullanımlarında kaplanma ve buzlanma yapan serpantinler hiçbir zaman soğutma işlemi yapmazlar. Buz kitlesi görülmesinin en büyük sebebi dolabın hava alması veya dolap kapaklarının açık kalması veya kapasitesinden fazla ürün konulmasıdır. Bundan dolayı ürünler bozulmaktadır. Bir de bazı kantinlerde iktisat olsun diye hafta sonları buzdolapları kapatılmakta, bu şekilde çok büyük risklere davetiye çıkarılmaktadır.

5. Okullarda meydana gelen zehirlenmelerin bir çoğunun kimyasal kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Bunların en büyük sebebi kullanılan temizlik kimyasallarının gıda maddeleri ile aynı ortamda bulundurulması veya kantin yetkilerinin hiçbir eğitim ve tecrübeleri olmaksızın kendi başlarına kantin bölgelerini ilaçlamalarıdır. Bu, gıda zehirlenmesinde ciddi bir unsur teşkil etmektedir.

Okul kantinlerinin bu iç karartıcı durumu göz önünde bulundurularak, okulların açılmasıyla birlikte yetkililer kantinleri sıkı bir denetime tâbî tutmalıdır. Her şeyden önce, okul kantinleri, bakanlığın yayınladığı yönetmelik ve fiziki şartlar prosedürüne uygun hale getirilmelidir..

Çocukları tehdit eden bir diğer tehlike de “obezite”dir.

Yapılan araştırmalar, okul çağındaki her on çocuktan ikisinin obez olduğunu göstermektedir. Bu durumda ailelere düşen önemli bir görev, çocuklarını yüksek kalorili yiyeceklerden uzak tutması ve spora yönlendirmesidir. Çünkü obezite çocukluk çağında başlamaktadır ve yeterli önlem alınmazsa bu çocukların büyük bir bölümü özellikle ergenlik çağında obez olmaktadır.

Obezite için çocukluk çağında önlem alınmalı, çocukların hayatına hareket ve spor sokulmalı, obezite ile hangi yaşta karşılaşılırsa karşılaşılsın, mutlaka tedavi edilmelidir.

Çocuğun beslenmesiyle ilgili neler yapabilirsiniz?

Öncelikle çocuğunuza anne-baba olarak siz iyi örnek olmalısınız. Babası televizyon karşısında cips yiyen ya da annesi sebzeyi görünce yüzünü buruşturan bir çocuktan aksi davranışları beklemek mümkün değildir. Eve cips, çikolata, kolalı içecekler, hazır meyve suları gibi besinleri almayın. Çocuğunuzu bu tip gıdalarla ev ortamında karşılaştırmayın. Israr ederse onunla oturup bu tür besinlerin bünyesine nasıl zarar verdiğini uygun bir dille anlatın, ama sakın korkutmayın.

Çocuğunuzun zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı gelişmeleri için düzenli süt tüketmelerine dikkat etmelisiniz. Zengin bir vitamin ve benzersiz kalsiyum kaynağı olan süt, çocukların özellikle gelişim çağında mutlaka düzenli ve yeterli miktarda tüketmesi gereken bir besin maddesidir.

Çocukların sağlıklı beslenmesi ve bunun için yeterince süt içmelerinin sağlanması da, yeni eğitim öğretim dönemi başlarken daha da önem kazanıyor. Sağlıklı gelişme için beslenme çantasına her gün konulacak bir kutu süt, çocukların gerek sağlığında, gerekse okuldaki başarısında etkili olacaktır.

Yapılan araştırmalar, Türkiye’deki okul çağı çocuklarının beslenme alışkanlıklarına ilişkin kaygı verici bir tablo ortaya koymaktadır. Araştırmaya göre, okul çağındaki çocukların yüzde 60 ila 85’i kahvaltı etmiyor. Yüzde 25 ila 43’ü ise sokak satıcılarından alışveriş yapıyor. Süt ve ayran tüketimi ise yüzde 15 ila 25 civarında kalıyor. Bunların yerine, hiçbir besin değeri olmayan kola, renkli/renksiz gazoz türü içeceklerin tüketimi büyük oranlar oluşturuyor. Bu da özellikle ilköğretim öğrencilerinin önemli bir kısmının yetersiz beslenmesi anlamına geliyor.

Türkiye’de yetersiz ve yanlış beslenme alışkanlıklarından ötürü, çocuklarımız sağlıksız gelişiyor ve bodur kalıyor. Bu sorunu aşmak için çocuğa erken yaşlarda yeterli süt tüketim alışkanlığını kazandırmak gerekir. Çünkü, çocuğun sağlıklı beden ve zihin gelişimi açısından son derece önemli bir yere sahip olan kalsiyum hiçbir besinde sütte olduğu kadar yüksek oranda bulunmuyor.

Beslenme Çantası Kampanyası

Veliler, eskiden olduğu gibi “beslenme çantaları” uygulamasına yeniden başlamalıdır. Çocuklarının sağlığı için veliler bu çözüme canla başla sarılmalı ve çocuklarına da bu çözümün sağlıkları için gerekli olduğu anlatılmalıdır. Sağlıksız beslenmeye karşı gözbebeklerimiz çocuklarımızı korumak öncelikli olarak bizim görevimiz olmalıdır. Okul aile birliklerinde güç birliği yaparak bu kampanyayı yaygınlaştıralım. “Beslenme Çantası Kampanyası” çocuklarımızın geleceğini kurtaracak çok önemli bir adımdır.

Okul Sütü Programı Yeniden Başlatılmalı

Okul Sütü programlarının yeniden ve kalıcı olarak başlatılmasını Devlet acilen uygulamaya koymalıdır. Anneler ve babalar kadar, okul yönetimleri ve en az sekiz yıl okulla gitmeyi mecbur tutan Devlet de onların sağlıklı gelişmelerinden sorumludur.

Sağlıksız beslenmeye karşı tedbirlerin artırılması gerekir. Okul kantinlerinde hazır yiyecekler satılmamalı, içecek otomatlarında kola, gazoz gibi asitli ve kilo yapan içecekler bulundurulmamalıdır. Otomatlarda yalnızca su, süt , ayran gibi sağlıklı içecekler bulundurulmalıdır. Yapay renklendirici, aroma, tatlandırıcı ve kafein içeren yiyecek ve içeceklerin okullarda satışı yasaklanmalıdır. Yine, okul kantinlerinde şeker, colalı ve meyveli gazozlar, cips ve sakız gibi ürünler yerine, tuzsuz fındık, kuru ve yaş meyve, maden suyu ve hafif yemek türleri dışında yiyecek satılmamalıdır. Toplumumuzun büyük çoğunluğnun Müslümanlardan oluştuğunun bilinci ile Helal ve Tayyib şartlarına uygun olması gerektiği gerçeği asla unutulmamalıdır.

Gerçekleri yansıtmayan aşırı abartılı reklâmların yönlendirmesi, bilinçsiz beslenme alışkanlıkları, yeni şeylere karşı hayranlık ve kamu kurumlarının halkı doğru bilgilendirmede gösterdiği acziyet, ister fakir ister zengin muhitlerde olsun, kola ve boyalı/boyasız, gazlı/gazsız içeceklere aşırı bir düşkünlüğün oluşmasına sebep olmuştur. Kola ve renkli/renksiz gazozlar artık çoğu ailelerin olmazsa olmaz içeceği haline gelmiştir. Sofraya oturulunca bardaklara su yerine kola, gazoz türü içecekler dolduruluyor. Aileler bu tür alışkanlıklarından vazgeçme kararlılığını göstererek çocuklarının ve böylece de ülkenin geleceğinin çürütülmesini önlemelidirler.

Peki, bu gelişigüzel ve bilinçsiz alışkanlıklarımızın sağlığımıza ve dinî hayatımıza zarar verebileceğini neden düşünmüyoruz?

LÜTFEN ÇOCUKLARINIZI KORUYUN! ÇÜNKÜ ALLAH ONLARI SİZE EMANET OLARAK VERMİŞTİR.

Çocuğunuza verebileceğiniz en büyük zarar, onu devamlı bir kola ve gazoz içicisi, kola ve gazoz bağımlısı yapmanızdır. Bu kötü alışkanlıktan onu korumanızın en sağlam yolu ise evinize kola ve gazlı içecekler sokmamaktır. Renkli içecekler, her gün alınan, yemek masasının devamlı içeceği olmamalıdır. Bazılarının yaptığı gibi, buz gibi kolayı kafaya diktikten sonra çocuğuna “aman yavrum sen içme” diyenlerden de olmamalısınız. Unutmayın, evde çocuk varsa sofranızda devamlı bulunması gereken tek içecek; su ve süt olmalıdır.

Dünyanın en yararlı içeceği olan sütten korkmayın! Yaşlandıkça insanların kalsiyum ve D vitaminine olan ihtiyacı artar, bu nedenle süt, yalnız çocukların değil, erişkinlerin de ihtiyacıdır. Bundan ötürü Devletin, köylüden soframıza gelirken üç mislikârla satılan sütün halka daha düşük fiyatla ulaşması için gerekli tedbirleri alması lazımdır.

Zararlı, tehlikeli ve dinen mahzurlu olabilen çeşitli kimyasal katkı maddeli hazır gıdalar yerine, evlerimiz ve okul kantinlerimiz yeni bir gıda diyet formatına döndürülmelidir. Yaş meyve ve bunların taze sıkılmış meyve sularından, yurdumuzda bol miktarda yetişen ceviz, fındık, fıstık gibi kuru yemişlerden, süt, ayran, peynir, zeytin, kepekli, yulaflı unlardan yapılmış ekmeklerden oluşan bir diyet formatının çocuklarımızın “Sağlıklı Beslenme”sine uygun bir format olduğunu düşünüyoruz.

Unutmayınız!

SAĞLAM KAFA VE SAĞLAM YÜREK, SAĞLAM VÜCUTTA BULUNUR. SAĞLAM VÜCUTLA YETİŞEN NESİLLER, BU ÜLKENİN GELECEĞİNİN TEMİNATIDIR.

]]>
http://www.helalmutfak.org/cocuklarimiz-icin-okullar-isbasi-yapti/feed 0
11.HELAL VE TAYYİB KONFERANSIMIZ TOPLUMA ÖNEMLİ MESAJLAR VERDİ http://www.helalmutfak.org/11-helal-ve-tayyib-konferansimiz-topluma-onemli-mesajlar-verdi http://www.helalmutfak.org/11-helal-ve-tayyib-konferansimiz-topluma-onemli-mesajlar-verdi#respond Mon, 16 Sep 2019 06:47:39 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1452 11.HELAL VE TAYYİB KONFERANSIMIZ TOPLUMA ÖNEMLİ MESAJLAR VERDİ

Konferasımızın 1.oturumunun konusu;

Dijital Platformlarda ve Medyada Helal Sertifika Gerekli midir?

Mehmed Zahid Büyüközer-İnternet ve Helal

İnternet trafiği yüzde 30 sanal fuhuştan oluşuyor. Sosyal medyada tahminen 10.5 milyon hesap sanal fuhuş yayınlıyor.

Pornografi bağımlılığı fonksiyonel MR teknolojisi ile yapılan araştırmalar neticesinde beyinde oluşturduğu kimyasal etki ve uyardığı bölge olarak esrar, eroin, alkol ve sigara ile aynı etkiye sahip olduğu bilimsel araştırmalar neticesinde kanıtlandı. Bilhassa 13-24 yaş arası gençliğin %64’ü haftada en az 1 kez bu siteleri ziyaret ediyor.

Çözüm önerisi: GİMDES gibi gönüllü bir teşekkül altında İslam alimlerinden oluşan bir fıkıh kurulu bilhassa internet ve internet üzerinden yayılan bilgilerle ilgili bültenler vasıtasıyla fetvalar yayınlayarak toplumun bilinçlenmesini temin etmeli.
Türkiye’de aileler için bilhassa sanal fuhuş, sanal oyunlar gibi alanları filtreleme imkanı sunan teknoloji Bilgi Güvenliği Kurulu sayesinde herkese ücretsiz hizmet sunuyor. Güvenli İnternet hizmeti internet alt yapısı sağlayan bütün firmalarda ücretsiz olarak hizmete sunuluyor.

Dr. Nadratuzzaman Hosen-Online Uygulamalarda Helal Sertifikası

Endonezya’da helal turizm, helal hastane, helal spa var ve çok hızlı büyüyor. Endonezya’da, kişi başına düşen gelir fazla. 17 Ekim’den sonra helal sertifika zorunlu olacak. Hükümet bunu düzenleyecek. BPCPS helal sertifika veriyor. Bunun türlü zorlukları var. Şu an bir sistem geliştiriliyor, bir veritabanı üzerinde çalışılıyor. Her şey buradan yapılabiliyor. Sertifika buradan alınabiliyor. Bir sıkıntı olursa şikayet oluşturulabiliyor. Akıllı şehir (smart city)uygulaması ile entegre kullanılınca etkili oluyor.

Konferansımızın 2. Oturumunun konusu;

Helal ve Tayyib Yaşam Sisteminde İnsan Kaynaklarını Geliştirmede Eğitim Sisteminin Önemi

Dr. Halim Aydın-Transgenik Gıdaların Helallik Durumu

Kırsalda besmele ile ekmek yoğrulurdu. Hırsız bile besmele ile kesiyordu çaldığı hayvanı. Şimdi önümüze kimin hazırladığı belli olmayan gıdalar konuyor.

Helal gıdaya helal tohum ve embriyodan başlamalı.

Kimerizm: Farklı 2 türün hücrelerin birleştirilmesi.

Doğal hibrit ana babayı bozmaz. Teknolojik hibrit böyle değil. Endemik bitkiler gidiyor böyle böyle. Fıkıh uleması şunu tartışıyor: Helal olandan helal olana gen transferi olur mu? GİMDES bunu kabul etmiyor. Çünkü mekanizma sıkıntılı.

Muhammed Muhammedi-Helal Piyasası Şimdi Nasıl ve Gelecekte Nasıl Olmalı?

Helal pazarı büyüyecek denildi konferanslarda. Bu da bir sürü sertifika kurumunun açılmasına sebep oldu.

Fetvaların farklı oluşu gibi durumlar var. Hayvan hakları kurumları baskı yapıyor.

Helal Kurumları kendisini müftü gibi görmek istiyor. Ama GİMDES gibi kurumlar var hala, temizler. Helal sertifika kurumları birleşmeli.

Prof. Hasan Yetim-Helal Sertifikalandırmada Dijitalleşmenin Önemi

Şu an yaptığımız; kafirin yaptığı teknolojinin zararlarını bertaraf etmeye çalışmak. Kendi teknolojimizi üretemiyoruz.

Blockchain, tüm parti üretimleri bununla şifreleme mümkün mü? Belge doğrulama yapılabiliyor bu sistemde.

Hayvan kesiminde yapay zeka kullanılabilir mi? Kesimin islami usullere uygunluğu tesbit edilebilir.

Endüstri 4.0 üretim yapan yerler devamlı izlenebilecek.

Helal Sertifikası en önemli problem, yapılan denetimlerin, testlerin dijitalleşmesi. Barkod numaralarından helallik sorgulanabilir.

Prof. Dr. İsa Yüceer (Bitlis Eren Üniversitesi)

Dinimiz, insanın iki cihan saadeti için esaslar belirlemiştir… Nefsine uyan ve şeytana tabi olan kimse yanlış tüketim yapmaktadır. Kişi tercihini doğru yapacak, isabetli karar verecek, helal ve temiz olanla yetinirken, kendisine nimetleri vereni tanıyacaktır

Konferansımızın 3. Oturumunun Konusu;

Helal Güvence Sisteminin Bir Ögesi Olarak Helal ve Tayyib Kalite Yönetimi Sistemi

Mevlana Said Nevlakhi-İslami Bakış Acısıyla Kalite Yönetim Sistemleri

Ehil insanlar istihdam edilmeli. İçinde haram ürün olmaması yeterli değil. Tağşiş var mı, İslam’a zarar veren bir şey var mı.. ? Sürekli denetim, nefis muhasebesi yapılmalı.Bir üründe hata, 10 milyon dolar kayba sebep olabiliyor. Batı’da ürün hemen geri çekiliyor, 3. dünya ülkelerinde öyle değil. Bu işin maddi yönü. Manevi kaybı da ayrıca düşünülmelidir. Kurum, Kritik kontrol noktalarını bilmeli. Sektörü bilmiyorsa işe girişmemeli. Helal sertifikasyon hizmetlerinin sunumunda şeffaflık, hesap verilebilirlik ve mükemmellik için doğru bilgiye büyük ihtiyaç var. Helal güvencesinin verilmesi sürecinde dikkatli olunması gerekiyor. Şarap haram ise onun yan ürünü an tartarik asit de haram olur.

Muhammed Mazhar Hüseyni-İslami Eğitim Nasıl Olmalı?

Bilmeyi öğrenmek, uygulamayı öğrenmek, birlikte yaşamayı öğrenmek ve yapmayı öğrenmek. 4 aşama da şart.

Birlikte olmalıyız ki yeni bir şeyler bulabilelim.

Strateji sahibi olmak zorundayız. Kişisel ve toplumsal olarak.

Helal eğitimi anaokuldan başlamalı.

Helal Gıda üretiminin %84’ü Müslüman olmayanlarda. Girişimcilik çok önemli. Helal Girişimcilik dersi verilmeli. Faizsiz girişimciliği dünyaya alternatif olarak sunmalıyız. Yıllara dağılacak bir eğitim programı oluşturmuş. Sunmaya pek vakti olmadı. Ama en azından temel şeylerin eğitimi verilip sertifika verilmesi gerekir dedi. Medrese işi uzun soluklu. O yapılana kadar temel eğitim verilmeli dedi.

Dr. Adel Sabir- İnsan kaynakları anahtar kavram.

Emülsifiyörler çok sıkıntı. Büyük bir pazar.

Yatırımcı görüşüp emlaka para yatırıyor. Üzücü. Farmasötik alanda çalışma yok.

Eğitimci gördüm ama Müslüman değildiler. Bunun yetiştirilmesi lazım.

Kan plazmasına fetva vermiş bir oluşum, çünkü kendilerine yanlış anlatılmış. Bu gibi sorunları aşmamız gerek.

İngiltere’de başörtülü kız çocuklarına eşcinsellik öğretiliyor.

Temel düzeyde bir helal haram kitabi var, Türkçe’ye de tercüme edilmiş. Helal ve Haram Hakkında Temel Bilgiler

Hasan Tahsin Feyizli-Toplumda Helal Gıda ve Temiz Yaşam Sistemine Doğru

Aileler helal harama inanacak. Bu iş aileden başlar.

Yerli malı haftası gibi bir haftamız olmalı ve bütün camilerde bu böyle konuşulmalı. İlkokul müfredatına helal gıda ünitesi konmalı. Din hocası bunu anlatmalı. Sempozyum ve paneller tertip edilmeli. Etrafa panolar asılmalı.

Konferansımızın 4. Oturumunun Konusu;

Helal ve Tayyib Sertifikalamada Akreditasyon (İcazet)

Dr. Hani Mansur el Mazeedi-Helal Standartlarındaki Tehlikeler

Uluslararası akreditasyon noktasında çok tehlikeler var.

Malezya standardında bayıltılan hayvan helal sayılıyor. Bayıltma işi sıkıntılı ve bu konuda çelişkili fetvalar var. Etil alkolün sentetik olması durumuyla ilgili birtakım sıkıntılar var.

Dr Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER- Dünyada ve Türkiye’de Helal Gıda Arayışları – Helal Sertifikalama ve Akreditasyon (İCAZET) Kurumları

Sertifikalamada ve Akreditasyonda bütün dünyada TEK SES TEK YÜREK olmalıdır. Tüm ümmete hitabedecek Merkezi bir sistemin kurulması için çalışmamız şarttır

]]>
http://www.helalmutfak.org/11-helal-ve-tayyib-konferansimiz-topluma-onemli-mesajlar-verdi/feed 0
ŞULE YÜKSEL ŞENLER HANIMEFENDİ 82 YAŞINDA HAKKA YÜRÜDÜ. http://www.helalmutfak.org/sule-yuksel-senler-hanimefendi-82-yasinda-hakka-yurudu http://www.helalmutfak.org/sule-yuksel-senler-hanimefendi-82-yasinda-hakka-yurudu#respond Mon, 16 Sep 2019 06:39:10 +0000 http://www.helalmutfak.org/?p=1437 ŞULE YÜKSEL ŞENLER HANIMEFENDİ 82 yaşında HAKKA YÜRÜDÜ.
KADINIMIZIN TESETTÜRÜNE SAVAŞ AÇMIŞ DEVRİM YOBAZLARINA KARŞI KAHRAMANCA DİRENMİŞTİ.

….Gördüm seni ey yurdumun kadını!
Dün Hatice Babacan’dın, Şule idin, Meryem’din,
Bugün Merve oldun, Emine oldun yüzbinler oldun.
Yarın milyonlar geliyor izinden, bunu dünya bilsin!…..

TESETTÜR OLMAZSA OLMAZ, BİZİM İMANİ BİR MESELEMİZDİR….

“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) başları dahil, bedenlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Ahzap.59) 

Müslümanlar olarak bizim yaşam tarzımızın olmazsa olmaz imani şartlarından biri de erkek ve kadının uymak zorunda olduğu TESETTÜR’dür. Nasıl ki erkekler, erkek ve kadının yanında en az vücudunun göbek ve diz kapağı arasında kalan kısmını güzelce setr etmek, örtmek zorunda ise; kadınlar da namahremlerinin yanında yüz hariç saçlarından vücudlarının kol ve ayak bileklerine kadar olan kısmını setr etmekle, örtmekle mükelleftirler.
En az bir asırdır toplumumuzu İslam yörüngesinden çıkartmaya çalışan dış ve iç mihraklar, yaşam tarzımızın dinamiklerini bir bir yıkmaya çalışırlarken kadınlarımızın HİCAB’ı olan tesettürü ile amansız bir mücadeleye girişmişlerdir. Bu mücadeleye, insan hakları havarisi gibi rol yapmaya çalışan Avrupa dahi baştanberi önderlik yapmıştır.

Yıllardır dayandıkları gerekçe ne kadar çürük, ne kadar bayağı. Güya başörtüsüne izin verilirse okullarda, iş yerlerinde başı açık devam etmek isteyen öğrencilere ve çalışan hanımlara baskı uygulanırmış. Yıllardır bu yasakla başörtülü insanlara bütün şirretlikleri ile uyguladıkları baskı değil mi? Kendilerinin yaptıklarını, şimdi Müslümanlar da yaparsa korkusuna kapılmışlardı. Halbuki kaba kuvvetle, zorbalıkla sürdürdükleri bu yasak daha uzun bir müddet devam edemiyecekti. Çünkü batıl uzun müddet yaşayamazdı. Çünkü adetullah böyledir ve bütün dünya da buna şahid olacaktı.Kim bu davaya bağlılığında sebat ederse inşaallah Allah’ın rızası da onunla beraber olacaktı. Allah’ın izni ile putların büyük bir kısmı kırıldı

Ancak bu sefer, kapitalist eşkiyalara, modacı kılığı ile tesettürü dejenere etmeye çalışanlara dikkat etmeliyiz. Bu gibilere fırsat vermemeliyiz.

Bu vesile ile, tesettür konumuza uyarladığımız bir manzum yazımızı teberüken bilginize sunuyoruz.

TESETTÜR OLMAZSA OLMAZIMIZDIR

]]>
http://www.helalmutfak.org/sule-yuksel-senler-hanimefendi-82-yasinda-hakka-yurudu/feed 0