HAZIR LOKMA ARTINCA HELAL LOKMA UNUTULUNCA ANNELİĞİN ÖNEMİ YİTİRİLİNCE


Münevver BİTİGEN
Bir dizi repliği aynen şöyleydi;
‘Dört çocuğu olan bir ANNE çocuklarının aşırı hareketli ve yaramaz olmalarından bitkin ne yapacağını bilemez durumda yanında komşusuyla laflıyorlar.“komşusu bak ben de böyleydim. Benim annem beni nasıl muma çevirdi. Bir gün pazarda kadını çıldırttım o da beni pazarın ortasında bırakıp gitti. Bakındım kimse yok. Sen misin bir daha söz dinlemeyen”
Dört çocuk annesi kadın “gerçekten bıraktı mı?”
Komşu“yok, canım tezgâhın arkasına saklanmış”
Dört çocuk annesi kadın “–Yo yapamam! Tamam benim çocuklar çok yaramazlar da ben yaşatamam bu travmayı çocuklarıma ”

Bu bölümü neden mi aldım yazımın başına tabi ki “dizinin reklamı olsun diye” değil.
(Zaten adını vermediğim içinde reklam olmaz.)Bizler sanırım çocuklarımıza ve kendimize hatta “sevdiğim dediklerimize travma yaşatmamak adına” bir şeylerin ayarını kaçırdık.İstedik ki dünya yalancı cennet olsun.Hayatımızda travmalar olmasın.
Her şey “mutlu huzurlu sürsün” gitsin.Hatta dizide akıl veren kadın son cümle olarak “valla annelerimiz bizden daha iyi annelik yapıyorlardı” diyerek sözünü bitiriyordu

“Annelerimiz bizden daha iyi miydi?”Tartışması ile elimize bir şey geçmeyeceği bir gerçek.Önemli olan şu an için bizim anneliğimiz ve annelikte esas aldığımız değerler.
Her ne kadar evimizi ve ailemizi önemsiyor.Onların mutluluğu için çalışıyor.Varımızı yoğumuzu evimiz ve ailemiz için harcıyoruz.Lakin tüm bu yaptıklarımız tek dünyalık bir düzlemde olmaya başladı.İşte o anda hayatımızda ki değerler ile var oluşumuz arasındaki bağ koptu.

Yaratılış amacımız ile hayatımızda kutsadığımız değerler arasında bağ kopunca da her an travma yaşayacak bireyler olmaya başladık.Tetikte yaşama hali ile yaşayan bireyler olarak “Rabbimizin bizi yaratma sebebi olan kulluğumuz ve kulluğun verdiği sorumlulukları çağın değerleri ile savaştırır” olduk.

Anneliğin geçer akçe olmadığı hatta “annelerimizin” bile kızlarına “çalışma hayatını ” tek yaşam standardı ve dünya gerçeği olarak sunduğu bir zaman diliminde laf etmenin anlamı yok.

Ya da anneliği çok fazla abartıp çocuklarımızı çağın şartlarına uygun yetiştirelim derken;
Onların küçücük yüreklerini yaratılış sebeplerinden uzaklaştırdık.

Anneliğin zor zanaat olması gerçeğini ret etmiyorum.
Lakin şu dünyada kolay olan ne var ki “hayatı kendilerine zulüm edenler” açısından
Ayette nefsine “zulüm edenleri” kadınlar açısından anlamaya çalıştığım da
Rabbimizin bize has kıldığı anneliği “çağın değerlerine nasılda kurban ettiğimiz ve kurban edişle nasıl da nefsimize zulüm ettiğimizi “ düşünürüm.
Modernitenin sunduğu değerleri kendi inanç dünyamızın süzgecinden geçirmeden hayatı yaşayanlardan isek
Zaten söylenecek söz “söz değil” işgüzarlıktır.
Kendi dünyamızın değerlerini şayet “ayet üzerinden” belirliyor.
Kurguluyor isek;

Annelik öyle yabana teslim edilecek bir olgu değildir.Hatta “yabanın değerlerinden kendi inanç dünyamızın referans değerlerine ” göre tekrar kurgulanması gereken bir meslektir.Hattı zatında “meslek” olmasının “maddi” anlamda bir getirisi de olmayabilir.Yalnız unutmayalım şu yaşadığımız dünyaya “yetişmiş kalifiyeli insan” verebilmek
Dünya ve ahret döngüsünde “dünyasını ahret gerçeği ile yönete bilen insanlar yetiştirmek” maddi değerler ile ölçülebilecek bir olgu değildir.

Tüm bunların helal lokma ile alakasında ise “helal lokma” unutuldu.Helal lokmanın yerini hazır lokma aldı.Anneler yaşam paradigmalarının merkezine “hazır lokmayı” yerleştirince helal lokma derdiyle dertlenmek ninelerimize “has değer” olarak geçmişin sayfalarına gömüldü.Annelik ile helal lokma arasındaki koparılmaması gereken bağ koparıldı.Her şeyin hazır bir şekilde “pakette sunumu” diğer bir anlamda “hazır lokma” işlerimizi kolaylaştırdı.

Hayatımıza konfor ve rahat geldi !!!!!

Hazır lokmanın varlığı ile gelen konfor tüm değerleri yerinden oynattı.
Hazır lokma noktasında hassasiyet kazanan bireyler olarak bizler bile “hazır lokmalardan ” elimizi ayağımızı çekemiyoruz.

Belki de çekmemesinde “hazır lokma” düşmanlığı yapmak yerine “hazır lokmayı helal lokma” edebilmenin hayali var. Bizi her şeyiyle kuşatmış bir dünyanın içinde hazır lokmadan “nereye ne kadar kaçabileceğimiz de ” ayrı bir sıkıntı.

Hatta helal lokmanın derdine düşerken ret etmek zorunda olduğumuz şeyler bizi sevdiklerimizden özelliklede “çocuklarımızdan” ayrı dünyalara sürükleyebiliyor.

Bununla birlikte çocuklarımız rafta reklamı yapılan tatlar dururken alternatiflere ikna olabilirler.

Lakin bu ayrıca bir zaman ve çaba istediği ve bizi de “çok yorduğu için bizde kolayı” tercih edebiliyoruz. Hele de anneliğin “geçer akçe olmadığı dünyada” bunu yapmak daha da işimize geliyor.

İşte bu noktada bizi hayata bağlayan inanç değerlerimiz beslenmedikçe kolayı tercih edenlerden oluruz.
Hesabını verecek olan da nasılsa bizizdir!!!!!!!

Hazır lokmanın hâkim olduğu bir dünyada “helal lokmanın geçer akçe” hale gelmesi
için yapılması gerekenler önemlidir.
Bunu becerebilen
Bunu becerebilmek için yapacaklarının farkında olan
Bu farkındalık ile hem kendi dünyasını hem de “sevdiğim dediği insanların” dünyasını kurgulayan insanlar
Annelik mesleğini “cennet annelerin ayağı altındadır” Hadisi Şerifi gereğince yaşayanlardır.
Anneler “yaşanılan hayatın” çıtasını yükseltecek olan insanlardır.Bunun içinde en başta kendi yaptıkları işin farkına varmaları gerekiyor.Çekinmeden hatta “büyük bir gururla anne olduğunu, ev hanımı olduğunu” dillendirmeliler.Bunu yapamamamızın sebebi bizimde bu işi ciddiye almamızdan kaynaklanıyor.

Bizlerde özelde anneliği
Genelde ev hanımlığını “bir asalak yaşam” olarak görüyoruz.Anneliği bir “külfet” algılıyoruz.Biz kadınlar kendimizin ve anneliğimizin değerini bilmiyorsak zaten söylenecek söz bitmiştir.
Anneliğimizi ev hanımlığımızı “abartmadan”
Lakin gerekli değer ve önemi de vererek yaşamalıyız..

Dünya üzerinde var olan “hazır lokmayı helal lokma ya” dönüştürebiliriz.
Helal lokmadan çok derdimiz hazır lokma ve hazır hayatlar ise ;
Rabbimizin bize bağışladığı nev-i şahsına münhasır hali de reddetmiş oluruz.
Her birimizi nev-i şahsına münhasır yaratan Rabbimize ihanet ederek cennete gidemeyiz. Bu yüzden bir an önce yaradılış amaç ve gayelerimize tekrar sahip çıkmak zorundayız.Hayata “helal lokma helal yaşam derdinde olan insanlar olarak” bakmaya başlamalıyız.

Anneliği hediye olarak algılamalıyız.İşte o gün “hazır lokmadan helal lokmaya oradan da yaradılış gayemize doğru bir yolculuğa” başlarız. Bizi bekleyen dünya buna muhtaçtır. Ahretimiz içinde biz buna muhtacız. Dünyanın hali ortada

Biz kadınlar ve erkekler ANNELİĞİN kutsallığından dem vurmak yerine ANNELİĞİMİZİ kaliteli hale getirmeliyiz.

İşte o gün lokmalar boğazımıza değil önümüze serilecek “haydi cennete” diyerek
Çünkü biz iman eden insanlar lokmalarımızla cennete talip olanlarız.

(NOT: Bir şeyleri kuru kuruya reddetmektense var olduklarının farkında olarak bize yapılmaya çalışanları tamir için çalışanlardanım. İşte o yüzden yazıma bir dizi repliği ile başladım. Bizi bizlikten çıkaranlara karşı alternatifiniz ya da yerine koyabileceğiniz değeriniz yok ise sadece karşı olmak kimseye bir şey kazandırmaz.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.