Cüzi İrade

Münevver BİTİGEN
Hayat Rabbimizin bize sunduğu bir hediyedir.
Bu hediyenin kullanım hakkı bize ait olmakla birlikte Rabbimiz hediye ettiği ömrü bereketlendirmek ve bereketin getirdiği haseneler ile de bizi cennetle ödüllendirmek ister.
Hayatı bize hediye eder.
Hediyenin kullanım hakkını cüz-i irademize bırakır.
Cüz-i irademizle bize sunulan hayatı şayet Kuran ve Sünnet çizgisinde yaşarsak CENNETLE müjdelenenlerden oluruz.
Cüz-i iradeye sahip olan insan Külli iradenin belirlediği çizgiler ve sınırlardan hareketle yola çıkarsa “teslim olanlardan” olur.
Külli iradenin sınırları ve çizgileri bizi cennete yolcu eder.
Külli iradenin sınırların ve çizgilerin zorlayan her durum aslında bizi modern yaşamla tanıştırır.
Ne demek şimdi bu der isek ;
Külli iradenin sınır ve çizgilerini “gerici hayat” olarak tanıtan “modern” yaşamdır.
Yaşadığımız zamanın bize sunduğu imkânları ise “modern” olarak adlandırır
Ve bu adlandırmanın sunduğu tüm yaşam biçimlerini bir dayatma olarak bize sunar.
Bizim için Külli iradenin sınır ve çizgileri yaşam tarzımız ise zamanın imkânlarını hayatımızda nasıl kullanacağımız bizim cüz-irademizle alacağımız kararlara bağlıdır.
Modernin sundukları avantaj da olabilir.
Dezavantaj da
Bize düşen cüz-i irademizi kullanarak avantajı ve dezavantajı helal çizgisinde yaşamak.
Avantaj ve dezavantaj bizi haram sınırına taşıyor ise ondan hızla uzaklaşmak
Helal-Haram bizim için sadece yeme -içme kültüründe oluşan “modern yaşamda” karşımıza çıkmaz.
Hayatın her anını helal-haram sınırlarında yaşamak isteyenler için “modern yaşamın” avantaj ve dezavantajlarını Külli iradenin sınır ve çizgilerinde yaşamak esastır.
Yeme-içme kültüründe karşımıza çıkan “modern yaşam biçiminde” tercihimizi helalden yana kullandığımız gibi
Giyme, gezme, eğlenme, okuma gibi alanlarda modernin sunduklarının “yaşam biçimi” haline geliş sürecinde algılarımızı açık tutmakla mükellefiz.
Çünkü modernitenin sunduğu çoğu zaman “dayattığı” dediğimiz avantajlar ve dezavantajlar aslında cüz-i irademize sunulan tercihlerdir.
Bizler tercihlerde bulunarak Külli iradenin sınır ve çizgilerin de yaşamımızı sürdürürüz.
Böyle olunca helali seçmiş oluruz.
Seçimlerimizden sorumluyuz.
Bize dayatılanlara “HAYIR” diyebilmenin “iradesini” göstererek yaşamayı “ahsen-i takvim” yaratılışımız için yapmalıyız.
Dayatmalara “HAYIR” demediğimizde yaşayacağımız hayat bizi “esfel-i safilin” sınırına taşıyabilir.
Bu sınırda yaşamak bizi cennet yolcusu yapmaz.
Eğer biz yaratanın kulu olarak yaşamayı “paradigmamız” haline getirir isek helal sınırlar bize yetecektir.
Modernitenin dayatması olabilecek unsurları cüz-i irademiz ile hayatımızdan uzaklaştırmakta zorlanmayacağız inşallah
Zorlandığımız anlarımız, tercihlerimiz elbette olacaktır.
Nefis denen gerçeklik bizi bazen “modernden” yana zorlayacaktır.
İşte o anlarda “hayatın amacının ne olduğunu hatırlatan” sevdikleriniz yanınızda ise
“Nefsine ağır gelse de sınırları ve çizgileri zorlama ” kardeş diyenleriniz varsa modernitenin dayatmaları sizin için “itici” hatta “gerici hayat tarzı” olarak kalacaktır.
Modernitenin dayatmaları aslında hayatın bize sunduğu seçimlerdir.
Bize sunulan seçimlerde “haram” daha sevimli hale geldiyse
Bunun adı “dayatma” değil “sisteme adapte” olmadır.
Modernitenin dayatmaları hepimiz için farklı ise bu aslında dayatma değil de modernitenin insanı “esfel-i safiline” çekme çabasıdır.
Bu çabaları “ahsen-i takvim” yaratılışımızı hatırda tutarak boşa çıkartabiliriz.
Yazımızda örnekler verebilirdik.
Örnekten çok kavramlarla yazmaya çalıştık.
İstedik ki her nefis kendi örneğini, kendi seçimini, kendi paradigmasını yaşasın.
Ve yaşadığı paradigmanın başrolünde RABBİ olsun.
“Modernitenin dayatmaları vazgeçemediklerimiz” oldu ise ;
“Özümüz” kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya ise ;
Bunun adı “dayatma” değil “vazgeçemediğimiz tercihlerimizdir”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.