TESETTÜR OLMAZSA OLMAZ, BİZİM İMANİ BİR MESELEMİZDİR….

tesettury“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) başları dahil, bedenlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Ahzap.59)

Müslümanlar olarak bizim yaşam tarzımızın olmazsa olmaz imani şartlarından biri de erkek ve kadının uymak zorunda olduğu TESETTÜR’dür. Nasıl ki erkekler, erkek ve kadının yanında en az vücudunun göbek ve diz kapağı arasında kalan kısmını güzelce setr etmek, örtmek zorunda ise; kadınlar da namahremlerinin yanında yüz hariç saçlarından vücudlarının kol ve ayak bileklerine kadar olan kısmını setr etmekle, örtmekle mükelleftirler.

En az bir asırdır toplumumuzu İslam yörüngesinden çıkartmaya çalışan dış ve iç mihraklar, yaşam tarzımızın dinamiklerini bir bir yıkmaya çalışırlarken kadınlarımızın HİCAB’ı olan tesettürü ile amansız bir mücadeleye girişmişlerdir. Bu mücadeleye, insan hakları havarisi gibi rol yapmaya çalışan Avrupa dahi baştanberi önderlik yapmıştır.

Yıllardır dayandıkları gerekçe ne kadar çürük, ne kadar bayağı. Güya başörtüsüne izin verilirse okullarda, iş yerlerinde başı açık devam etmek isteyen öğrencilere ve çalışan hanımlara baskı uygulanırmış. Yıllardır bu yasakla başörtülü insanlara bütün şirretlikleri ile uyguladıkları baskı değilmi? Kendilerinin yaptıklarını, şimdi Müslümanlar da yaparsa korkusuna kapılmışlardı. Halbuki kaba kuvvetle, zorbalıkla sürdürdükleri bu yasak daha uzun bir müddet devam edemiyecekti. Çünkü batıl uzun müddet yaşayamazdı. Çünkü adetullah böyledir ve bütün dünya da buna şahid olacaktı.

Kim bu davaya bağlılığında sebat ederse inşaallah Allah’ın rızası da onunla beraber olacaktı. Ama korktukları başlarına gelmedi. Müslümanlar kendileri gibi yobaz ve zalim değillerdi. Müslümanlar insanlığa büyük bir medeniyetin öncülüğünü yapmış bir ceddin torunları olduklarını herzaman ispat etmişlerdir. İşte yıllardır bu anlamsız yasaklar kalktı, ama hiç kimse eziyet görmedi, kimsenin burnu kanamadı. Ancak bu sefer, kapitalist eşkiyalara, modacı kılığı ile tesettürü dejenere etmeye çalışanlara dikkat etmeliyiz. Bu gibilere fırsat vermemeliyiz. Bu vesile ile, tesettür konumuza uyarladığımız bir manzum yazımızı teberüken bilginize sunuyoruz.

GÖRDÜM SENİ EY YURDUMUN KADINI!..

Gördüm seni ey yurdumun kadını!
Küfürden imana, şerden hayra doğru koşuyordun
Başındaki HİCAB’ınla koşuyor değil, adeta uçuyordun.

Kelamından nur, HİCAB’ından nur yağıyordu yurduma
Kıyamın, milletimin gecesine aydınlık bağışladı
Ve kararttı gününü din düşmanı, zulüm çetelerinin

Müslüman halkımın önderliğine de yakışan buydu
Ve başladın akmaya ülke tarihinde, Hakk’ın tarihinde
Ve dünya mazlumlarının tarihinde.

“Ey Kadın, senin HİCABIN bizim namusumuzun fanusudur” demişti İkbal
“Asımın nesli diyordun, nesilmiş gerçek,İşte çiğnetmedi namusunu,
Çiğnetmiyecek” demişti Akif. Kıyamınla onların ruhlarını şadettin.

Yarın milyonlar geliyor izinden, bunu dünya bilsin!
Ve bir ateş yaktın ve düştün kalbine tüm Müslümanların
Başın diktir artık senin. Ve nurdur seçtiğin

Yurdun kadınlarının yolunu aydınlatan bir nur oldun
Sen muzaffersin. Ve seni sinesinde yetiştiren bu millet muzaffer.
Ve işte biz senin yolunda dimdik yürümeye azmettik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.